Akit yazarı kime “orospu” benzetmesi yaptı..

Gündem 30 Kasım 2017 21:32
Videoyu Aç Akit yazarı kime “orospu” benzetmesi yaptı..
A
a

Yapılan budur.. “Orospunun bahşişini peşin vermek”tir." dedi.

ABD'de devam eden 'Hakan Atilla davasında' tanık olarak ifade veren Reza Zarrab, İran'a altın ticareti yapabilmek için Halkbank'ta hesap açmak adına o zamanki Halk Bank genel müdürü Süleyman Aslan’dan randevu alamadığı, daha sonra Zafer Çağlayan ile irtibata geçtiğini ve Aslan’dan randevu alabildiğini anlattı.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan için“öteki para cinsleri hariç, toplamda ona 45-50 milyon euro kadar rüşvet ödemişimdir”diyen Zarrab’ın itiraflarının AKP ve eski bakanları zora sokacağı anlaşılınca, Akit tarafı “buralar çok karışacak “diyerek gemiyi terk etme yolunu seçtiler.

Bu gemide kendileri fare oldu, Zafer Çağlayan’da bahşişi biraz pahalı bir orospu.

Karahasanoğlu Reza Zarraf'ın yayınlanan tapelerinden yola çıkarak yazdığı yazıda rüşvet alan bakanları hedef göstererek rüşvetçi bakanlara sert bir gönderme yaptı. Daha düne kadar Çağlayanı ve diğerlerini savunan Akit "Gemiyi önce fareler terk eder" sözünün karşılığı oldu.

İşte o yazı;

Rıza’dan orospuya peşin bahşiş!

Önce bir uyarı yapayım..

Kimse bana, “Düne kadar Rıza’yı savunuyordun.. Ne çabuk sattın” diye çıkışmasın..

Tarih 2.5 yıl öncesi..

15 Mayıs 2015.

Yazımın başlığı şöyle: “Dansözle resim”e ne gerek var, siz zaten dansözsünüz!

Yazının içeriğinde de, şöyle diyorum:

“Bize ne Ebru Gündeş’ten? Bize ne onun müflis abisinden? Bize ne, Reza’dan!

Hepsinin Allah müstahakını versin.”

Dolayısı ile..

Bizim Rıza ile bir işimiz yok. Hiç olmadı..

Rıza’nın avukatı da değiliz.

Kefili de.

Dün de itirazımız; “Rıza sırtından AK Parti’ye vurulması”na idi..

Bugün de..

Dün de “Savunduğumuz Rıza değil, Tayyip Erdoğan”dı.. 

Bugün de..

Ha, olayı da net olarak anlatalım..

Rıza ne yapmış?

Çakal ABD’nin, haydutluk yaparak İran’a koyduğu ambargoyu delmiş..

Bizi ilgilendirir mi?

Hiç ilgilendirmez..

Bu arada..

Ambargo delinirken.. Halk Bankası üç beş kuruş komisyon kazanmış..

Buna itiraz eder miyim?

Halk Bankası’nın faiz sistemi içinde yer almasına itiraz ederim de..

Alınan o komisyonlara itiraz etmem..

Çünkü o ambargo delinmediği takdirde, komşumuz İran daha fazla zarar görecek.. Büyük Şeytan statüsündeki ABD ise, daha fazla kazanacak!..

Onun içindir ki.. 

ABD’nin cebine, bir kuruş dahi eksik para girerse.. Hele hele, o eksilen para, zaten ABD’nin hakkı değil ise..

Veya..

ABD’nin kafasına estikçe.. Dünya genelinde yayınladığı binlerce talimattan bir tanesi bile uygulanmaz, ihlal edilirse..

Buna ben, “Domuzdan bir kıl koparılmış” gözü ile bakarım..

Bunu kim yapmış ise, ona (bu olayla sınırlı olmak üzere) destek veririm..

Kendisini, tebrik ederim..

Kısaca söylemek gerekirse..

ABD’nin ambargosuna..

Rıza’nın o ambargoyu delmesine..

Bu arada Halk Bankası’nın para kazanmasına, benim bakış açım dün de bu idi..

Bugün de aynı..

Bu ön girişten sonra..

Gelelim bugüne..

Rıza 1.5 yıldır tutuklu olduğu ABD’de, şimdi isnat edilen suçları kabul etmiş ve tanık olmuş..

Türkiye’deki hukuk sisteminde böyle bir usul yok..

Yani suçun faillerinden birisi, “Ben suçumu itiraf ediyorum” deyince.. Sanık olmaktan çıkmaz.. 

Tanık statüsü kazanmaz.. 

Yine sanık olarak kalır..

Birazcık cezası indirilir, hepsi hepsi bu.. 

ABD sistemi ne halt bir sistem ise..

Adamı hem “tanık” yapıyorlar..

Hem de..

İşin sonunda, sembolik de olsa, bir ceza verecekler..

Onu da yattığına sayacaklar..

Kurgulanan senaryo bu.. 

Rıza şimdi tanık ise, verilecek ceza, ne cezası?..

Rıza sanık ise..

Niye ona “Tanık” diyorsunuz?

İşin bu yanı, ABD sistemindeki çarpıklığın bir bölümü..

Bunu es geçelim..

Esas oyuna gelelim..

Eğer ortada bir suç var ise..

Suçun baş faili kim?

Rıza değil mi?..

Rıza olmasaydı.. Rıza’nın uyanıklığı olmasaydı.. Rıza diye birisi hayatta olmasaydı.. Rıza’ya yüklenen suçlar açısından, sanık konumuna düşürülebilecek yeryüzünde tek bir kişi olur muydu?

Olmazdı!... 

“Teşbihte hata olmaz” demiş atalarımız..

Şöyle bir misal verelim.. 

Teröristbaşı Apo’yu, PKK davasından çekip alırsanız..

En azından 1999 yılına kadarki PKK için Apo’yu “itirafçı” yaparsanız..

PKK’nın ikinci isminin, üçüncü isminin, şurdaki alt kademedeki örgüt mensubunun, burdaki yataklık eden PKK sempatizanının bir önemi olur mu?

PKK’lı diğer isimlerin suçlarının, Apo’nun suçu yanında esamisi okunur mu?

Tabii ki hayır..

Dolayısı ile..

Abdullah Öcalan itirafçı olsa..

“Ben itirafçı olup, cezamın sembolik bir miktara düşmesini istiyorum” dese..

ABD’deki itirafçılığın bir benzeri olan bizdeki pişmanlık kanunları kapsamında, teröristbaşı böyle bir talepte bulunsa..

Bu talep kabul görür mü?

Bu talebe karşı, “Ulan teröristbaşı, zaten örgütü sen kurdun. Senin yanındakilerin hepsi, sana aldanıp; senin etrafında toplanan isimler..  Onların hepsi, senin yamakların.. Sana verilecek cezayı azaltırsak.. Yanındakilere haksızlık etmiş olmaz mıyız?” denilmez mi?

İşte Rıza’nın itirafçılığı da bu hesap..

Ben ortada Türk hukuk sistemi açısından bir suç olduğu kanaatinde değilim ama..

Eğer ortada bir suç var ise.. O suçu en başından en sonuna kadar organize eden  zaten Rıza!..

O itirafçı olacak ise..

Geriye ne kalır ki?

İşin asli faili, tanık olacak ise..

Ortada bir örgüt var ise.. Örgütün lideri sanık olmayacak ise.. 

O davada artık sanık kalır mı?

ABD’deki çakal sistem, “Kalır” dese bile..

“Evrensel hukuk” hiç “Kalır” der mi?

“Vicdan”lar “Kalır” der mi?

Hani Rıza’nın yanında çalışan yamaklarından birisi..

“Ben Rıza’nın emri ile, şu evrağı şöyle düzenledim.. Evraktaki imzayı, şu kişiye sahte olarak attırdım.. Bunu Rıza’nın emri ile şu kişiye götürdüm, o da bilerek evrakı alıp, işleme koydu” dese..

Zurnanın son deliği cinsinden, suçun ikinci faili, üçüncü faili kapsamındaki isimlerden birisi, “Ben suçumu itiraf ediyorum” dese..

Anlarım..

“Suçun asli faili Rıza.. Rıza’yı mahkum etmek için.. Suçun tali isimlerinin cezalarında indirim yaparak, eylemlerin ispatını kolaylaştırmak makul bir metot” der, yapılanı mantıklı bulabilirim.

Ama..

Suçun en tepesindeki isim.. Tüm işlemleri organize eden adam..

İtirafçı olup..

Kendi cezasını kaldırtıp..

Onun etrafındaki küçük küçük (onlara göre) yanlışlar yapanlar ceza alacak ise..

Buna ne denir?

Ben söylemeyeyim..

Rıza’nın meşhur sözünden alıntı yapayım: “Benim annemin babası derdi ki.. Orospunun bahşişini peşin vereceksin..”

Kimse kusura bakmasın ama.

Yapılan budur..

“Orospunun bahşişini peşin vermek”tir.

Rıza, itiraf görüntülü iftiraları ile..

“Orospunun bahşişini peşin vermiş” olmaktadır..

Önce “İtiraf ediyorum” diyor..

Bahşişi veriyor..

Sonra da, tahliyesi için, gün bekliyor..

Oynanan tiyatro, budur!

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

1000
icon
Bekir Demirağ 1 Aralık 2017 00:50

'Rıza'yı değil ama Erdoğan'ı savunurum ...' demekle zaten yönünü de olaya bakış açını da belli etmişsin sözde köşe yazarı ? Koskoca ülkeyi bir kaç kendini bilmez AKP li bakan rüşvet , Halk Bankası da komisyon alıp dünyaya rezil edecek, sen de buna ' Domuzdan kıl koparılmış , ne var ? ' diyeceksin... MAN adası olayı yani para transferi GERÇEK değilse, TBMM'de AKP oylarıyla neden reddedildi, bir açıklasan da bilsek ? Allah'dan korkmuyor ama kuluna KUL olmak için yarışıyorsun. Ayıp be !

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU