Bilal Erdoğan kimlere "adımı kullanmayın" dedi

Loading...
Gündem 30 Eylül 2017 17:09
Videoyu Aç Bilal Erdoğan kimlere "adımı kullanmayın" dedi
A
a

Bilal Erdoğan kimlere "adımı kullanmayın" dedi

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, bu yapılanmanın Türkiye’de itibarı ve etkinliği kalmadı.  Sözünü geçirecekleri, hareket ettirecekleri bir kitleleri yok denebilir. Münferit olarak gönül bağı olanlar, “darbenin Fetö’nün yapmadığına, cemaati iftirayla Türk toplumunun gözünden düşürüldüğüne” inananlar elbette var. Onlar da genellikle bir araya gelemiyorlar, gelmemeye çalışıyorlar, başımıza bir şey gelmesin diye gözlerden ırak kalmayı tercih ediyorlar.

Fakat Fetö, özelikle yurt dışında faaliyetini sürdürmek için elinden geleni yapıyor. Bazı internet sayfalarıyla, youtube televizyonuyla ve sosyal medya hesaplarıyla seslerini duyurmaya, kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar.

Sosyal medyada hükümet-dershane krizinden beri “Fetö’nün sanal lejyonerleri” var. Fuat Avni, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Önder Aytaçgibi Fetö’nün sanal lejyonerleri, o tarihten itibaren antiErdoğan tweetleri atmakla meşgul. Fuat Avni yok oldu gitti, geri kalanlar antiErdoğancı tweetlerden antiTürkiye tweetlerine geçiş yaptılar.

Bu Fetö’nün sanal lejyonerlerinin başlıca görevi, Türkiye’nin itibarını sıfırlamaya çalışmak ve Batı’ya “Türkiye’yi adam yerine koymayın, Türkiye’nin aleyhinde ne varsa elinizden geleni yapın” mesajı vermek. Türkiye aleyhine verilen en küçük bir demeçte mutluluktan başları dönüyor. Türkiye’ye ağır ambargolar konsa sevinçlerinden oynayacaklar.

ABD, Rusya, AB ülkeleri, hangisi olursa fark etmez, Türkiye’ye savaş ilan etse Emre Uslu, Tuncay Opçin, Önder Aytaç ve benzerlerinin “Türkiye karşısında düşman cephesinde gönüllü nefer olmaya hevesli olduğu” tweetlerinden anlaşılıyor.

Peki yazdıkları etkileyici mi? Attıkları tweetlerin altına yazılan yorumlara bakılırsa, tamamen nefret odağı haline gelmişler. Mesela Tuncay Opçin’in “Görüşlerim sadece beni bağlar” sabit tweetinin altına 500’den fazla yorum yazılmış, bir tane bile Tuncay Opçin’e sövmeyen, hakaret etmeyen yok. Emre-Tuncay-Önder ve benzerlerinin hemen hepsi bu durumda. Sanki küfür yemek için yazıyorlar, küfür yedikçe haz duyuyorlar. Beş yüzü aşkın insan da maça gidip küfrederek deşarj olanlar havasında üşenmemişler, ne varsa sıralamışlar. Adeta garip bir “küfür terapisi” yaşanıyor o mecrada.
Onca küfür, küfrü yiyenleri etkiliyor mu? İç dünyalarını bilemem ama ne kadar küfür yerlerse o kadar mutlu, o kadar “görevini yapıyor”hissindeler ki, Türkiye’yi aşağılayan tweetler atmayı zevkle sürdürüyorlar.

Asıl görevleri, “ülkeyi aşağılamak, Batı’yı Türkiye’ye karşı harekete geçirmek” olan profesyonel Fetö lejyonerleri, bu görevleriyle yaranmak istedikleri yerleri etkileyebiliyorlar mı? Hiç de etkileri yok, tıpkı Fetö’nün Batı’da artık etkisi olmadığı gibi.

Aslında ne Fetö’nün, ne de Emre-Tuncay-Önder üçlüsü benzerleri gibi kendi kendilerine “durumdan vazife çıkaranların” ABD ve AB nezdinde ağırlıkları yok.

FETÖ ARTIK BATI’DA DA ETKİLİ DEĞİL

Hatta Fetö, gerçekte baş ağrısı onlar için. Özellikle ABD’nin Fetö’ye ne gibi kıskaçlarla kuşattığını Pensilvanya’dakiler iyi biliyor. Son zamanlarda Beşinci Kat’takilerin başlıca gündemi, kaygılarının ciddiye alınmaması, kuruluşlarına ve okullarına yönelik kimi yaptırımların endişe verici boyutlara ulaşması. İletişim halinde oldukları Kongre üyeleri ve bazı mekanizmalar da, “Yapacağımızı zamanında yaptık, devir değişti”savsaklaması içinde.

Ancak kimi konularda Fetö’ye sahip çıkıldığı havası olduğu da inkar edilemez. Fakat Türkiye’ye yönelik “Gazetecilerin içeride olması, basın özgürlüğünün engellenmesi” eleştirileri gibi genel bir eleştiri içinde yer alıyorlar Fetö mensupları. Daha doğrusu Fetöcüler, bu eleştirilerin içinde yer aldıkları algısını vermeye çaba gösteriyorlar.

Batı’nın standart “Gazeteciler tutuksuz yargılanmalı” vurgusu içinde yer almaları, Batı’nın Fetö mensuplarını özellikle kollaması anlamasına gelmiyor. Aslında Batı’nın vurguladığı gazetecilerin içinde Fetö’ye mensup olanların kast edilmediğini kendileri de biliyorlar. Batı’nın Fetö davaları içinde yer alan gazetecilerin içinde ilgileneceği tek kişi belki de Ahmet Altan.

Daha önce “Türkiye’de TSK başta olmak üzere her kuruma sızmış, devlet içinde devlet haline gelmiş hazır organize bir yapıyı”elbette Batı istihbaratları kullanmak istiyorlardı. Ergenekon davaları sebebiyle TSK’nın yıpranıyor olması, daha sonra hükümeti devirmeye, ardından darbeye yapmaya kalkmaları, istihbaratların ekmeğine yağ süren girişimlerdi. Başarılı olunsaydı, istihbaratların da başarısı olacak, devletler de belki hafif eleştiriler eşliğinde destek olacaklardı. Ancak başarılı olunamadığı için, “işini becerememiş, Türkiye’de gücünü yitirmiş” Fetö’ye artık sahip çıkan yok.

Peki Batı’nın genel bir “Gazeteciler tutuklanmasın” eleştirisinde dahi özel bir vurgusu olmayan Fetö’ye Batı’nın sahip çıktığı inancı Türkiye’de neden bu kadar yangın. Birincisi, Fetöcüler sosyal medyada Türkiye’nin karşısında Batı’nın yanında göründükleri için. Ama asıl yaygınlaştıranlar onlar değil. Çoğu “Fetöcülerin eski kankaları” olan “sonradan Reisçi” kimi lejyonerlerin “ABD-AB Fetö’nün ardında”yaygaraları koparmaları asıl yaygınlığı sağlayan.

Kimi “yıllarca Ekrem Dumanlı’nın peşinden koşmuş”, kimi “Emre Uslu’nun eski oda arkadaşı”, kimi “Gülen’in vaazlarını dinlerken çorbasına göz yaşı dökmüş”, kimi “Önder Aytaçlara sitesinde yazı yazdırmış” kişiler, Fetö’nün sanal lejyonerlerinin yaymaya çalıştığı “Batı Fetö’ye sahip çıkıyor” algısına büyük katkıda bulundular. Şimdi artık Fetö karşıtı olmalarına rağmen, “Acaba bunlar gerçekte Fetö’ye çalışan kriptolar mı?” kuşkusu bile uyandırdılar.

Üstelik bununla da kalmadılar, gözlerini Ak Parti’ye dikerek “Fetö’cü Ak Partili avına” çıktılar. Çok sevdikleri Reis’in önem verdiği kimi isimleri bile Fetöcülükle itham etmeye kalktılar. Hala Bakanlık, Belediye Başkanlığı yapanlara, kimi işadamlarına adeta şantaj yapar hale geldiler.

Bu olaylar çığırından çıkınca, Erdoğan’da “Fetö’den dönmelere” karşı ciddi bir kuşku uyandı ve “Kimse benim adıma racon kesemez”çıkışı yaptı. Fakat şantaj huyundan vazgeçmeyen biri, Erdoğan’ın uzun yıllardır en yakınında olan bir işadamına Fetöcülükle şantaj yapmaya kalkınca duvara tosladı ve durumu Reis’e iletmemesi için yalvar yakar özürler diledi. Ancak olay gerekli yere iletildi.

SERHAT ALBAYRAK VE BİLAL ERDOĞAN

Bu tarz kişiler arkalarında Serhat Albayrak ve Bilal Erdoğan olduğunu iddia ediyorlar. Bilal Erdoğan ile yakınlıklarını kullanarak “haksız rekabet” işlere girenlere, Bilal Erdoğan’ın “Benim adımı kullanmayın” haberi gönderdiği birkaç hafta önce duyuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Teog’u kaldırması Bilal Erdoğan’ın adını kullanarak iş yapan bazılarına büyük zarar verdi. Serhat Albayrak’ın da adını kullananlara haber gönderdiği söyleniyor. Yaygın rivayet ise, Cumhurbaşkanı’nın onlara adınızı kullandırmayın uyarısı yaptığı şeklinde.

Eski Fetö’den dönme karşıt lejyonerlerin abartılı bir ciddiyetle laf yetiştirmeleri, komplo teorileri üretmeleri, gerçekte tesiri düşük olan Fetö’yü neredeyse “Dünyayı yöneten güçler” gibi sunmaları, önüne geleni “Fetö’cü-kriptocu” ilan etmeleri olmasa, Fetö’nün sanal lejyonerlerini ciddiye alan yok. Fareyi deve gibi göstermek, kendisini deve gibi göstermek isteyen farelere yarıyor.

Fetö’nün bir de eski Fetö medyasında çalışanlardan oluşma orta halli sanal medyası var. Tarık Toros, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı gibi firari Fetö mensupları, makale, inceleme, analiz adı altında hapishanedeki Fetö mensuplarının ne kadar çile çektiklerini, işkence gördüklerini dile getirerek “Türkiye’de zulüm var” tezini ortaya koymaya çalışıyorlar. Daha doğrusu bu hissi Batılıların kapılması arzu ediliyor.

15 Temmuz darbe girişimini aslında Fetö’nün yapmadığı da sıkça işleniyor yazılarda. “Kontrollü darbe, tamamen Erdoğan’ın darbesi, Erdoğan-Ergenekon işbirliğiyle yapılan darbe.” gibi iddialar dile getiriliyor. Bir iki yazıya göre ise bu darbenin arkasında Ak Parti-Cemaat işbirliğini çekemeyen Kemalistler var. “Bu darbede bazı cemaat mensuplarının ne işi var?” sorusuna ise “Cemaatin içine sızmış MİT elemanları” cevabı veriliyor. Bir de Fetö diyen Hürriyet’e, Sözcü’ye, Cumhuriyet’e, Odatv’ye sitemler yer alıyor.

Bunların dışında, “umut vaad eden, tabanı rüyalarla-kerametlerle ve müjdelerle motive eden” derviş ruhlu sosyal medya hesapları var. “Filan ayda hapishaneler boşalacak, cezaevlerine Peygamberimiz geldi, Hz. Yusuf’un ardında namaz kıldık, Kurban bayramı bizim de kurtuluş bayramımız olacak, Hocaefendi şu sözüyle şöyle bir müjde verdi” tarzında yayın yapan bir ekip bu hesaplar. “Mallardan kurtulduk, günahlardan sıyrıldık, imtihanı geçenlerden olduk” sözleriyle “sahabelerin saflığına kavuştuklarına” inandırmaya çalışan sosyal medya dervişleri, “Bittik, tükendik, umudumuz kalmadı” diyenlere umut verme görevini üstlenmiş durumdalar.

Düne kadar yanlarında bildikleri anlı şanlı bazı isimlerin, yargısı süren davalarda cemaate Fetö demeleri, “bilseydik Zaman gazetesinde yazmazdık” diye savunma yapmaları Fetöcüleri hayli kızdırıyor. Çünkü o şatafatlı isimlerin “onca para almalarına, itibar görmelerine”rağmen bugün cemaate Fetö demeleri, ayakta tutmaya çalıştıkları az sayıdaki kitleyi, hapishanedekileri, yargılananları olumsuz etkiliyor.

Ali Bulaç, en kızdıkları kişi ve onlar için büyük bir hayal kırıklığı. Genelde İslamcı camiada yıllarca “Dönek, satılmış, para nerde Al Bulaç orda” diye anılan Ali Bulaç’ın tereddütler olsa da gördüğü itibar nedeniyle bu sefer sonuna kadar cemaate sahip çıkacağı sanılıyordu.

FETÖ’DEN ALİ BULAÇ’A ÖFKE, AHMET ALTAN’A SAYGI

Fetö’nün sosyal medya dervişlerinden ve Cemil Barlas’a ait  Haberx’in eski yazarlarından Rauf Atilla Polat o hayal kırıklığını ve öfkeyi şöyle anlatıyor. Yazısından kısaca özetliyorum.

“17-25 Aralık süreci başladığı zaman, cemaatin merkezinde olmayan ve içerisinde yaşamayan ve cemaati tam olarak bilemeyen isimlerden ilk kim terk edecek diye düşünürdüm. Hüseyin Gülerce, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç, Ahmet Taşgetiren vs.. gibi birçok isim aklımdan geçerdi...

Bunların içerisinde ilk kim olur diye sorulunca da Ali Bulaç diye düşünürdüm.

Ahmet Taşgetiren ve Ali Bulaç'ın 17-25 Aralık'tan sonra ne zaman diğer tarafa geçeceğini beklediğim zaman zarfında, her geçen an Bulaç beni şaşırtıyor ve acaba mı? diyordum.

Bir de kulağımıza, 'Ali Bulaç'a para teklif ettiler ama o satmadı, kaldı' diye sözler geliyordu. (Kendisi de bunu bir röportajında ifade etmişti.) Daha fazla mutlu oluyordum... Ve hapisteyken bu duruşlarından dolayı dua ediyordum. Meğer mevzu çok farklıymış..

Ne hazin ki, Bulaç savunmasında aynen şöyle söyledi; 

''2013 yılı bahar aylarında Star Gazetesinden yazma teklifi geldi. İlk defa burada açıklıyorum. Benden görüşme talebinde bulunan Star’ın yetkili yöneticilerinden Tevhid Karakaya Bey yazma teklifini Tayyip Bey’den getirdiğini söyledi.

Rakam, Zaman’dan aldığımın tamı tamına 3 katıydı. Gazete yanında Kanal 24 TV’nin de haftalık bir programına katılacaktım. Tevhid Bey ‘’bir hafta-10 gün bekleyelim, Zaman’cıları alıştıralım. Bizden yazar kapıyorlar zehabına kapılmasınlar, ayıp olur’’ deyince, ben de muvafık buldum. Aradan 1 hafta-10 gün, 1 ay geçti. Tevhid Bey aramadı.”.

Evet, meğer 2013 yılında Zaman'dan 3 katı maaş için gitmek istemiş de haberimiz yokmuş...

Ayrıca Bulaç, savunmasında FETÖ diyor, yani terörist kelimesini kullanıyor...

Evet, Bulaç'ın dünkü savunmasındaki en hazin yer ise bence bu hakikatle ilgilidir. Ne Ahmet Altan, ne de Ali Bulaç ne de diğer gazeteciler işkenceye uğramadı. Ama biri, FETÖ uydurma hikayesinin içine dahi girmeden evrensel bir hukuk savunması yaptı. Diğeri ise detaylara girip 'Bu teklif Tayyip Bey'den ise bunu görev kabul ederim' diyerek merhamet dilendi.

Şu mesaj daha yeni düştü. Aynen şöyle diyor. “Ben su an Ahmet Altan'ın kitabını aldım. Merak ettiğimden beni etkilediğinden. Biçare olan biziz. Bi daha almam Ali Bulaç'ı.”

Benzer çok mesaj var. 'Seküler bir adamın duruşu', 'İslamcılar, ateistlerin duruşu karşısında kaybetti' vs.. türündeki cümlelerin sayısı arttı.”

Dini kullanan Fetö, şu an Ali Bulaç'ın değil Ahmet Altan’ın savunmasıyla teselli buluyor.

Asiye Güldoğan 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU