Erdoğan CHP'yi şeytanlaştırmıyor tersine kahramanlaştırıyor

Loading...
CHP 18 Ağustos 2017 21:30
Videoyu Aç Erdoğan CHP'yi şeytanlaştırmıyor tersine kahramanlaştırıyor
A
a

Erdoğan CHP'yi şeytanlaştırmıyor tersine kahramanlaştırıyor

Dışarıdan bakınca nasıl mı görülüyor? En geniş anlamda “dışarıdan” bakınca, neler mi göze çarpıyor?

Önce, bazı kavramların ısrarla kendini hatırlattığına tanık oluyoruz. Büyük çöküşlerde bunlar hep gündeme girer:Rakibi veya düşmanı şeytanlaştırmak (“demonise”), hatta insani özelliklerinden sıyırmak (“dehumanise”),sadece savaşta değil, günlük siyasette de en çok kullanılan bir yöntemdir. Karşıtınızı şeytanlaştırırsanız veya insanlık dışı bir şey gösterirseniz, hem onun ittifak kurmasının önünü kısmen almış olursunuz hem de imha etmenizin önünde bir engel kalmaz. Çünkü bu imha işlemini yerine getirecek olan cellatlar, vicdan azabına kapılmazlar. Sonuçta, imha edilen, bir tür haşerattır veya şeytanın bir hizmetkârıdır. Bir yanıyla böyle.  

AKP istibdadı, şu sıralarda Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’yi “şeytanlaştırma” çabalarını yoğunlaştırmış görünüyor. Gülen cemaatine yaptığına benziyor, ama onun yine de kısmen dışında bir iş bu. Belki de tamamlayıcı unsuru. Tamam...

Tamam da, bizim bu çabaların arkasındaki asıl büyük hesabı görmemiz çok mu zor?

Ülke çöküş sürecinde, tamamen çöktüğü anda tüm AKP kadrolarından, parçalanma halinde bile hesap sorulacağı anlaşılıyor. Bu çöküş sürecinin on yıllara dağılacak şekilde yayılması, AKP Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın itiraz edeceği bir yöntem olamaz: “Ebedi âleme” göç ettiğinde burada (“maddi âlemde”) başkanlığı bırakmışsa veya onu kendine yakışır bir mirasçısına devretmişse, korkacak bir şeyi kalmaz.

Peki, ya tersi olursa? Ya büyük yıkımın bir numaralı temsilcisi olarak mahkeme önünde hesaba çağrılırsa?
MAJESTELERİNİN SADIK MUHALEFETİ KORUNMALIDIR

Bu olasılıkları düşünen, böyle angaje bir İslamcının, bazı önlemler alması doğaldır. AKP’nin 15 yıllık iktidarının, CHP gibi bir muhalefet odağına, daha doğrusu “majestelerinin sadık muhalefetine” çok şey borçlu olduğu artık iyice ortaya çıktı. Deniz Baykal-Kemal Kılıçdaroğlu çizgisi olmasaydı, örneğin CHP’ye Ümit Kocasakal gibi bağımsızlıkçı ve kamucu yüzü öne çıkan, entelektüel kapasitesi öncekilerden ve şimdiki parti yöneticilerinden daha büyük bir inat egemen olsaydı, Erdoğan ve cahil kadrosunun bu rahatlıkla hareket etmesi mümkün olmazdı. Hele bir de Kocasakal, Türkiye sosyalist hareketinde gerçekten Türkiyeci ve kamucu çevrelerle yakın siyasal bağlar kurmayı deneseydi, AKP’nin devam etmesi çok zor olurdu. Olur mu olurdu. Bilemeyiz.

İşte bunu AKP egemenlerinin, yani şu “cahil ve badem bıyıklı tüccar çetesinin” bilmemesi mümkün değildir. Kasaba kurnazıdırlar, kendilerine en yakışır düşmanı korumak isteyecek kadar dikkat sahibi olduklarını düşünmek durumundayız.  

O nedenle -birbiriyle çatışmalıymış görüntüsü veren-  Deniz Baykal-Kemal Kılıçdaroğlu çizgisinin CHP yönetiminden tasfiye edilmesi gibi bir risk, Erdoğan ve çevresindeki mafya tipi oluşumun kaldıracağı bir yük olamaz. Ama CHP’yi ve yönetim kadrolarını koruyarak iktidar olunamayacağını da biliyorlar. O zaman, CHP “ricalini” öldürmeyecek kadar yaralayıp etkili bir muhalefetin önünü kesecek kadar da güç sahibi (hatta “kahraman”) bırakmak istiyorlar. Gelişmeler, bu oyuna alet olanların niyetlerinden -herhalde- bağımsız bir kirli sahneye işaret ediyor.  

Demek ki, kurulan, tuzak falan değildir; biz, gelişmelere tersinden de bakabilmeliyiz.

Misal: Almanya Başbakanı Angela Merkel’e, SPD’ye ve Cem Özdemir’li Yeşiller’e oy verilmemesini isteyen İslamcı bir lider, AKP Başkanı, acaba Almanya’daki aşırı sağcı AfD’yi, neoliberallikte zirve FDP’yi veya Sol Parti’yi mi desteklemek gerektiğini söylüyor? Tam bilemeyiz. Erdoğancıların Sol Parti’yi cinleri kadar sevmediğini, son üs ziyaretlerinden biliyoruz. Sol Parti milletvekillerini NATO üslerine bile sokmamakta kararlılar. Bu yüzden Berlin’le papaz oldular. O zaman, bunların, Türk ve İslam düşmanlığını gizlemeyen kadroların elindeki AfD ile Türkleri en fazla paspas olarak gören bir neoliberal zihniyetin partisi FDF’yi desteklemeleri doğaldır. Berlin’deki yerleşikliği şimdilik bu partilerin dağıtamayacağının farkındalar. Ama Merkel’e bir sinyal göndermeyi ihmal etmiyorlar. 

EN BÜYÜK DESTEK KILIÇDAROĞLU ÇİZGİSİ

AKP’nin tamamen beyinsizlerden kurulu bir mafya çetesi olduğunu düşünmek, elbette doğru değil. Son 15 yıllık iktidar pratiklerine bakınca hele hiç mümkün değil. Cahil oldukları doğrudur, acımasızlıkları, hukuk dışılıkları da kesindir. Ama bir siyasi tilkilikleri var. Bu tilkilikle şunu düşünüyorlar: AKP’nin 15 yıllık iktidarında en büyük desteği Kemal Kılıçdaroğlu çizgisinden aldıklarının farkındalar. Korkunç bir hukuk skandalıyla içeride tutulan Enis Berberoğlu da böyle bir oyuna alet ediliyor. -Cumhuriyet gazetesi yöneticilerine de aynı hukuksuzluk hesabıyla yaklaştıkları anlaşılıyor.- Sonuçta, ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de Enis Berberoğlu, bu ülkedeki muhalefetin iktidarı sarsacak politikalar geliştirmesini sağladı. Tersine: Erdoğan rejiminin oturmasına, tüm dar görüşlülükleriyle büyük destek verdiler. CHP’yle, Hürriyet gazetesiyle...

O zaman?

O zaman, bulundukları yerde kalmaları, CHP’nin de bu etkisizlikle, sol korkusuyla ve İslamcılığı hiç aratmayacak yönelimlerle (“Ekmeleddin Vak’ası”) Ankara’daki iktidarın devamını sağlaması gerekiyor. Sadık muhalefetin, AKP rejimini, ona karşı çıkarak ve onun tarafından “şeytanlaştırılarak”, ama gerçekte de muhalif kitleler nezdinde“kahramanlaştırılarak” ayakta tutması mümkün. İktidarı, onunla boğazlaşarak güçlendirmek, böyle“şeytanlaştırma-kahramanlaştırma” operasyonları sayesinde mümkün olabilir.

Erdoğan rejiminin CHP ve Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırgan tutumunda, tasfiye değil, tersine, Kılıçdaroğlu-Berberoğlu çizgisinin tasfiyesini önleme endişesinin yattığı anlaşılıyor. CHP’de bu kadrolar ve bu yönetim kaldığı sürece, Erdoğan ve onu “İslamcı Türkiyesi” toplumun derinlerine nüfuz edebilir. Ama...

Ama siz Kılıçdaroğlu’ndan bir kahraman çıkarırsanız, onu biraz içeride tutarsanız, tıpkı “Adalet yürüyüşünde” olduğu gibi, parti içindeki pürüzleri ortadan kaldırmasına yardımcı, partiye de tamamen egemen olmasını sağlamış olursunuz. Baykal-Kılıçdaroğlu zihniyeti kaldıkça da, AKP ve türevleri bu Türkiye’yi bire kadar kırmayı, yazar Orhan Gökdemir’in güzel benzetmesiyle “öldürdükleri cumhuriyetin cesedine her gün tecavüz etmeyi”sürdürürler.

Tersinden iddia edelim: Erdoğan’ın CHP ve Kılıçdaroğlu’na, hatta Hürriyet’in başındayken İslamcıların kumpasıyla cezaevine atılan kendi yazarını bile hemen satmak gibi bir “hizmete sahip” eski gazeteci-yeni milletvekiline saldırmaması, onları şeytanlaştırmaması mümkün değildir. Erdoğan, CHP içinde bir zihniyetin tahkim edilmesini ve kendi iktidarını da onları “şeytanlaştırmak suretiyle kahramanlaştırarak” garantiye almaya çalışıyor.

Başarısız olacağını kim ileri sürebilir?

Dışarıdan, gerçekten de en geniş anlamıyla “dışarıdan” bakıldığında, siyaset sahnesi böyle bir görüntü de arz edebiliyor. Düşünelim. 

Osman Çutsay – Frankfurt 

Odatv.com

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU