Esad: 'Erdoğan'ın derdi Türkiye değil, derdi ihvancılık'

Gündem 6 Mart 2020 11:50
Videoyu Aç Esad: 'Erdoğan'ın derdi Türkiye değil, derdi ihvancılık'
A
a

Esad: İdlib'i kurtarırsak, doğu bölgelerini ABD işgalinden kurtarmaya gideriz

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Rossiya 24 televizyonuna verdiği mülakatın metni SANA tarafından yayımlandı.

Esad mülakatta Suriye ordusunun İdlib'i kurtarmasının doğu bölgelerini ABD işgalinden kurtarmaya gitmek anlamına geldiğini, bu nedenle Erdoğan'ın "ABD'nin talimatlarıyla" İdlib'e askeri güç gönderdiğini söyledi.

İşte Esad'a sorulan sorular ve yanıtlarından bir bölüm:

Ülkenizle mücadele eden terörle savaş dışında, en önemli sorunun İdlib vilayetin gerçekleşen ve Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye arasında çatışma riski olduğu açık. Türk kuvvetleri, El Kaide ve diğerlerinin bir kolunu oluşturan terör örgütlerine ait unsurları gördüğümüzü bilerek, muhalefet silahlılarını doğrudan destekliyor, Türk ordusu da Suriye kuvvetlerine yapılan saldırılara doğrudan katılıyorSizinle Erdoğan arasında, Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde neler değişti? Erdoğan 2011’den önce size kardeşim derdi. Aranızda da bir aile dostluğu vardı. İşlerin bu raddeye gelene kadar ne değişti?

Asıl sorun, ABD’nin bakış açısından, bölgedeki laik hükümetlerin kendileri için hazırlanan planları artık uygulayamadığına karar verdikleri sırada Amerikan politikasıyla ilgilidir. Ve burada ABD ile müttefik ülkeler hakkında konuşuyorum, kendisine müttefik olmayan Suriye gibi ülkelerden bahsetmiyorum. Bu sistemleri, halkı yönetmek için dini kullanan İhvancılık sistemi ile değiştirmeye karar verdiler. Böylece genel olarak Amerikan ve Batı planları için işler daha kolay hale geldi ve geçiş süreci “Arap Baharı” denilen şeyle başladı. Tabii ki, o zaman var olan tek Müslüman Kardeşler ülkesi, Erdoğan’ın kendisi aracılığıyla Türk devleti ve İhvancı bağlantısıdır. Bu aşamadan önce ilişkilerimiz siyasi ve ekonomik alanlarda iyiydi, hatta güvenlik ve askeri işbirliği bile vardı.

Bizimle Türkiye arasında hiçbir sorun yoktu, onlara karşı hiçbir şey yapmadık. Onlara karşı hiçbir gücü desteklemedik. Onların komşu ve kardeş olduklarını zannediyorduk. Fakat Erdoğan’ın İhvancılarla ilişkisi bu kelimelerin hepsinden daha güçlüdür… Kendisi asıl bağlı olduğu yere döndü ve Suriye ile politikasını bu duruma dayanarak kurdu… Yani Müslüman Kardeşler’e olan bağlılığı. İhvancılığın, şiddeti benimseyen ilk grup olduğu ve güç kazanmak için dini kullandığı biliniyor. Şimdi bir soru soracak olursak, Türk askerleri neden Suriye’de ölüyor? Dava nedir? Anlaşmazlık nedir? Dava yok.. Erdoğan bile şimdi Türklere ordusunu Suriye’de savaşmak için neden gönderdiğini söylemeye kadir değildir… Dava tek olduğu için, İhvancı olduğu için, bu Türkiye’nin üstün çıkarları ile ilgisi olmayan, ancak Erdoğan’ın ideolojisi ile ilgisi olan bir ihvancılık meselesidir. Bu nedenle Türk halkına düşen görev sadece bu dava için Suriye’de ölmesidir. Bu yüzden de Türk halkına askerlerinin Suriye’de neden öldürüldüklerini açıklayamıyor.

Türkiye ile Suriye arasında kademeli bir bağ kurmak için herhangi bir umut var mı … En azından şimdi ordu ile istihbarat arasında ve gelecekte belki de diplomatik ilişkilerde?

Türk saldırganlığına rağmen Rus ve Türk yetkililer arasındaki çoklu ve yoğun toplantıları veya son iki yıl içinde Suriyeli ve Türk güvenlik görevlileri arasındaki sınırlı toplantıları dikkate alsak da, bizim ve Rusya'nın ortak hedefi, Türkiye’yi izledikleri yoldan uzaklaştırmaktı, teröristleri desteklemekten vazgeçirmekti. Doğal yerine döndürmekti. Çünkü bizim için de sizin için de Türkiye, komşu bir ülkedir, komşu ülke ile sağlam ilişkilerinizin olması da doğaldır. Hiçbir başlık altında veya herhangi bir koşulda ilişkilerin kötü olması normal değildir. Sorunuza gelince, mümkün mü? Tabii ki mümkün. Ama Erdoğan teröristleri desteklediği sürece bu sonuca ulaşamayız. Terörizmi desteklemekten vazgeçmeliyiz. O zaman işler geri döner. İki halk arasında düşmanlık olmadığı için.. Düşmanlığın sebebi siyasi olaylar veya özel çıkarlarla ilgili politikalardan kaynaklanır, Suriye vatanı ile Türk vatanı seviyesine gelince, hiçbir anlaşmazlık yoktur, çelişki yoktur, bu yüzden evet, cevap: Bu ilişkilerin normale dönmesi gereklidir.

Türk halkına mesajınız bu mu? Aranızda hiçbir düşmanlık yoktur? Ben doğru mu anladım?

Tabii. Biz ona kardeş halk diyorduk. Şimdi de ben Türk halkına soruyorum: Suriye’yle davanız nedir? Bir Türk vatandaşının uğruna ölmesini gerektirecek dava nedir? Suriye’nin savaş esnasında veya savaş öncesinde Türkiye’ye yönelik küçük veya büyük düşmanca tavrı oldu mu? Kesinlikle yoktur. Bağlarımız vardır. Ortak ailelerimiz vardır. Suriye ile Türkiye arasında günlük çıkar ilişkisi vardır. Türkiye’de Suriye asıllı aileler, Suriye’de de Türk asıllı aileler vardır. Bu aramızdaki bağ tarih boyunca mevcuttur.. Bu yüzden aramızda anlaşmazlıkların olması mantıksızdır.

Sayın Başkan, bir Devlet Başkanı ile konuştuğumu fark ettim, buna rağmen, sadece insani yönden sormak istiyorum, çünkü bu kişi (Erdoğan) sizinle el sıkıştı, size misafir oldu, onu karşıladınız ve sizi kardeşim ve dostum diye adlandırdı.. Şimdi de kendine bu sözleri söylemeye izin veriyor.. Bunun duygusal olarak sizin üzerinizdeki etkisi nedir?

Birçok ülkeden Müslüman Kardeşler’e ait şahsiyetlerle tanıştım, o Türkiye’den biri. Mısırlılar vardı. Filistinli ve diğerleri vardı, herkes aynı şeyi yaptı, Suriye hakkında ya da benimle kişisel ilişki hakkında çok güzel sözler söylüyordu, ama durumlar değiştiğinde karşıt oluyor? (...) Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’e ait olduğu sürece yaptıklarını yapması doğal. (....)

​(....)

İdlib hakkında genel olarak konuştuk ve ABD'nin kontrolündeki Fırat'ın doğusundaki petrol sahalarına değindik. Ve biliyoruz ki her 4 saatte bir elektrik kesintisi yaşanıyor ve güç istasyonlarının çoğunlukla petrol ürünleriyle çalıştığını biliyoruz. Bu faktör -petrol ve petrol ürünlerini kontrol etmek- Suriye ekonomisi için hayati önemde. Fırat'ın doğusundaki bölgelerde kontrolü sağlama planlarınız var mı? Bu doğrultuda nasıl ilerleyeceksiniz?

Askeri açıdan İdlib önceliğimiz, bu nedenle Erdoğan'ın tüm gücünü Amerikan talimatlarıyla kullandığını düşünüyoruz. Çünkü İdlib'i kurtarmamız bizim doğu bölgelerini kurtarmaya gitmemiz anlamına gelecek. Daha önce birkaç fırsatta dile getirdiğim gibi onlar için İdlib askeri açıdan bir ileri mevzi. Tüm güçlerini İdlib'in kurtarılmasını engellemek için kullandılar ki biz de doğuya doğru gitmeyelim. Ancak henüz doğu bölgelerine doğru ilerlemesek de oradaki nüfusla hâlâ doğrudan iletişim halindeyiz. Amerikan işgaline ve Amerikalılar adına hareket eden gruplara karşı büyük bir öfke ve hınç sözkonusu. 

Bu öfkenin giderek güçleneceğine ve işgalcilere karşı direniş olacağına inanıyorum. İşgalci bir güce karşı harekete geçmek devletin ulusal ve anayasal görevidir. Zaman geçtikçe Amerikalılar kendilerini destekleyen bir nüfus bulamayacaklar, Amerikan işgaline karşı bir nüfus bulacaklar. Ne petrol için ne IŞİD, El Nusra gibi teröristleri desteklemek için ne de başka bir neden için kalabilecekler. Aynı şey Suriye'nin kuzeyini işgal eden Türkler için de geçerli. Eğer siyasi müzakerelerle gitmezlerse güç yoluyla gitmek zorundalar. Yapacağımız budur. Ve Suriyeliler olarak vatani görevimiz de budur.

1000
icon
Hasan Dervişoğulları 🌿🇹🇷🌿🌅🌿🇹🇷🌿 7 Mart 2020 13:48

PKK ve PYD den hiç bahsedilmemiş ' niye (?!)

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ