Umut Güldal

''Her şey güzel olacak'' mı?

8 Mayıs 2019 20:20
A
a
31 Mart Mahalli İdareler seçimleri sonrası özellikle büyükşehirlerde ciddi kayıplar yaşayan AKP, kazandığı diğer seçimlerde muhalefet itirazlarını “mızıkçılık, aylaklık, hazımsızlık ”diyerek karşılamış ve “Atı alan Üsküdar’ı geçti” söylemleri ile seçim süreçlerini tamamlamıştı.

Ancak ekonomik göstergeler, siyaseten tıkanmışlık ve doğru aday profilleri muhalefet açısından oldukça olumlu sonuçlar doğurmuş, sahil şeridine sıkışan muhalefetin iç kesimleri kazanmasına ve stratejik öneme sahip şehirlerin yönetiminin değişmesine neden olmuştu.

2002 yılından iktidar olduğu günden bu yana anti demokratik uygulamaları ile özgürlük alanlarını kısıtlayan AKP, bu baskıcı rejimini sürdürmek için seçim sistemi üzerinde ciddi tahribatlar yapmış ve YSK üzerinden işini şansa bırakmak istememişti. 2014 yılında yapılan değişim ile sandık başkanlarının kamu görevlilerinden atanması ile ilgili bir çalışma kamu oyu ile paylaşılmıştı. Bu değişiklikleri YSK üyelerinin kanunsuz bir şekilde görev sürelerinin uzatılması izlemiş ve sandığa olan güven oldukça azalmıştı.

Nisan 2017 referandumunda mühürsüz pusulaları geçerli sayarak kaybedilen seçimi AKP’ye veren YSK, her dönem tartışılmış ve iktidarın seçim dönemlerindeki kurtarıcısı olmuştu.

Türkiye siyasi tarihinde en güvenilir ve tartışmasız üst mahkemelerinden olan YSK, neredeyse bütün kurumlarda olduğu gibi siyasi iktidarın isteklerini yerine getiren bir organizasyon haline geldi. Bu durumu İstanbul seçimleri için aldığı hukuk ve akıl dışı karar ile bir kez daha kanıtladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptal gerekçesi olarak sunulan konuda daha önce defalarca itiraz red eden ve seçim sonuçlarını onaylayan YSK, bu sefer tam tersi bir karar vermiş ve daha 1 hafta önce Bursa’nın ilçeleri için yapılan İyi Parti itirazınızda gene aynı gerekçeler ile iptal etmişti.

Kamu görevlisi olmayanların sandık başkanlığı yaptığını tespit ettiklerini iddia eden üst mahkeme üyeleri, aynı gerekçe ile yapılan bütün itirazları red etti. İstanbul için değişenin ne olduğunu merak edenler için hemen açıklama yapalım… Değişen tek şey itiraz eden… Yani 2002’den bu yana bir şekilde bütün seçim süreçlerinin kazananı olan iktidar, bu sefer kendi değimleri ile   “mızıkçılık,  aylaklık, hazımsızlık” yapan tarafı olmuş ve bir dizi itiraz süreci işletmişti.

Tabi ki seçim hukukunda itiraz gayet normal bir haktır. AKP yönetimi bu hakkını kullanmış ve itirazlarını yapmıştır. Ancak garip olan bu itirazların geçmişte örneklerinin bulunduğu şekilde sonuçlandırılmayıp sürekli kabul edilmesi ve sonunda iptale kadar giden sürecin YSK tarafından yürütülmesidir.

Kuşkusuz bu durum kabul edilebilir değildir…Aynı sandıkta, aynı zarfa konan 4 pusuladan sadece AKP iktidarının kaybettiği seçimin iptali bile amacı ve yapılmak isteneni çok net önümüze koymaktadır.

Yapılan hukukun, demokrasinin ve seçim güvenliğinin tamamen ortadan kaldırılmasından başka bir şey değildir. Türkiye içinde bulunduğu ekonomik ve stratejik ortamda YSK eli ile yepyeni bir krize sürüklenmiş ve Dünya nezrinde de utanç verici bir konuma düşürülmüştür.

YSK verdiği kararın arkasında maalesef duramamaktadır. İptal gerekçesi olan “Kamu görevlisi olmayanların sandık başkanı olması” durumu, aynı kurulların görev yaptığı ve AKP tarafından kazanılan diğer sonuçları etkilemiyor olması gerçekten izah edilebilir bir şey değildir.

Ayrıca usulsüzlük, YSK ve kurullarının hatası ile oluşmuş, seçime giren partilerin, adayların, seçmenlerin hiçbir müdahalesi olamayacak bir konudur. YSK’nın bu usulsüzlüğe sebebiyet vermesi kendi beceriksizliğini ve iş bilmezliğini halka mahal etmesine sebep olmuştur.

“Demokrasi seçim ile gelmek değil, seçim ile gitmektir…”  diye defalarca yazdık. Mevcut iktidarın olası seçim kaybında neler yapabileceğini 7 Haziran sonrası çok kötü bir dönem geçirerek yaşamış ve değişimin hiçte kolay olmayacağını tahmin etmiştik.

İstanbul gibi stratejik öneme sahip bir ilin, bütçesi ile Türkiye’nin en büyük 3.kurumu olması ile nüfus büyüklüğü ile kolay vazgeçilecek bir il olmadığını tahmin ediyorduk. Ekrem İmamoğlu’nun göreve gelmesi ile öğrendiğimiz, vakıflara, derneklere, cemaatlere aktarılan paraların İstanbul üzerinden gidiyor olması bu kaynağın kesilecek olması ve iktidarın yolunu AKP kadrolarına açan bu ilin, gene AKP’nin iktidarını kaybedeceği bir ortama sebep olabilme ihtimali, bu durumu onlar nezrinde mecbur kılmıştır.

Tehdit ile korkutarak, yıldırarak iktidarlarını sürdürülemez olduğu baskıdan ve ekonomik çıkmazdan bıkan halkın AKP ve ortağı MHP’ye verdiği mesajı görmek istemeyen yönetim kadroları koltuk bekaları için tarih boyunca unutulamayacak bir hukuk skandalına imza atmış ve İstanbul seçimlerini iptal ettirmişlerdir.

İşin diğer trajik tarafı da iptale sebep olan sandıkların sonuçlarında saklı… Bu sandık sonuçlarında AKP ve MHP adayı Binali Yıldırım, Ekrem İmamoğlu’ndan daha çok oy almış olması… Yani “Bir şeyler yapıldı, usulsüzlük hırsızlık yapıldı” denilen sandıklarda kazanan itirazı yapan iktidar ve küçük ortağı…

İşte bu komedi içerisinde içimizi en çok yakan ve bizleri yaralayan konu, bu sandık darbesinin, hukuksuzluğun, kanun tanımazlığın ülkemizin en hassas kurumlarından biri olan YSK üzerinden yapılmış olması… Böylesi kritik bir öneme sahip yüksek mahkeme gerçekten anlaşılması zor bir karar ile ülke demokrasisine büyük bir darbe vurmuştur.

Bu alınan (yada aldırılan) karar ile İmamoğlu sadece İstanbul’u değil, Türkiye’yi kazanmak konusunda büyük bir fırsat yakalamış ve bu fırsatı da şu ana kadar oldukça başarı ile değerlendirmektedir. AKP böylesine kötü bir hamle ile rakibini yükseltmiş ve demokratik sistemde kendini sıkıntıya sokacak ciddi problemler ile karşı karşıya kalmıştır.

Elbette ki AKP ve kurmayalrı, oluşan havada görüleceği gibi, rakibine büyük bir avantaj sağlayacak hatayı yapabilecek kadar acemi bir oluşum değil… Ne yapılmak istenildiğini, gördüğüm açıdan bir başka yazıda sizler ile paylaşacağım.

Ancak Ekrem İmamoğlu profili, Türkiye muhalefeti açısından yıllardır eksik olan ve bu günleri yaşamamıza neden olan eksikliklerin ortadan kaldırılması için oldukça büyük bir lider profili olarak karşımızda duruyor. Kitleleri ayakta tutmaya ve umut dalgasını çoğaltmaya her şartta büyük bir başarı ile yapabiliyor.

Bu karanlık ve kötü süreç, ülkemizi yepyeni aydınlıklara ve yarınlara götürecek bir sürece doğru evirilebilecek mi göreceğiz. Oluşan geniş halk yelpazesi 19 yıllık AKP iktidarının yarattığı tahribatı ne kadar engelleyebilecek ve bunu avantajına çevirebilecek en çok merak edilen konuların başında geliyor.

Bu kadar umutsuzluğun olduğu, haksızlığın, hukuksuzluğun yüksek mahkemeler aracılığı ile yapıldığı ortamda Ekrem İmamoğlu’nun tarihi konuşmasında söyledi gibi, ”Her şey çok güzel olacak” mı? Bunu zaman bizlere gösterecek…
1000
icon
Kemal tekir 22 Mayıs 2019 14:43

İsa , Allah'ı n kulu ve elçisidir

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU