Emre KONGAR

‘Halk Fırkası’nın kuruluşu

9 Ekim 2018 01:13
A
a

Pazar günü CHP’nin 95. kuruluş yıldönümüydü. 
Bu vesile ile Atatürk’ün CHP’nin kuruluşunu nasıl anlattığını sevgili okurlarıma aktarmak istiyorum. 
Atatürk, daha Samsun’a çıktığı anda kafasında oluşturduğu Cumhuriyeti kurma fikrini İstiklâl Savaşı’nın her aşamasında koruduğu ve buna ilişkin gerekli adımları attığı gibi, elbette savaşı kazandıktan sonra da, Cumhuriyet yapısının siyasal temel taşlarını döşemeye devam etmişti. 
Bu temel taşların başında, Cumhuriyet fikrini savunacak, halka, seçmene aktaracak bir siyasal partinin kurulması vardı. 
Cumhuriyet Halk Partisi’nin temelleri, Meclis’te kurduğu “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu” ile atılmıştı zaten. 
Gazi Paşa, Nutkun aşağıda alıntıladığım bölümünde, kuracağı partinin esaslarını ve bunları halka danışarak nasıl saptadığını anlatıyor ve program hakkında yapılan eleştirilere yanıt veriyor... 
Bu açıklamalarında, büyük devrimcinin nasıl bir “zamanlama ustası” olduğu, bütün tutum ve davranışlarını zaman içinde nasıl planladığı bir kez daha ortaya çıkıyor.

***

“Muhterem efendiler, her yerde kuracağım siyasi parti hakkında halk ile uzun konuşmalar yaptım. 
7 Aralık 1922 tarihinde, Ankara basını aracılığıyla, halkçılık esasına dayalı ve ‘Halk Partisi’ adında siyasi bir parti kurmak niyetinde olduğumu açıklayarak bu partinin nasıl bir program izlemesi gerekeceği hakkında bütün vatanperverlerin, bilim ve teknoloji insanlarının yardım ve katılımlarına başvurmuştum. 
Dokuz İlke, Partimizin İlk Programı. 
Gerek bazı kişilerden aldığım yazılı görüşlerden ve gerek halk ile fikir alışverişinden çok yararlandım. 
Sonunda 8 Nisan 1923 tarihinde, görüşlerimi dokuz ilke olarak saptadım. 
İkinci Büyük Millet Meclisi’nin seçimi sırasında yayınlayıp ilan ettiğim bu program, partimizin kuruluşuna esas olmuştur.
Bu program, bugüne kadar uyguladığımız ve sonuçlandırdığımız esaslı bütün konuları kapsıyordu. 
Bununla birlikte, programa alınmamış, önemli ve esaslı bazı sorunlar da vardı. Örneğin, Cumhuriyet’in ilanı, Hilafet’in kaldırılması, Şer’iye Vekâleti’nin kaldırılması, medreseler ve tekkelerin kaldırılması, şapka giydirilmesi gibi... 
Bu sorunları programa alarak, zamanından önce, cahil ve mürtecilerin bütün milleti zehirlemeye fırsat bulmalarını uygun görmedim. Çünkü, bu sorunların, uygun bir zamanda çözülebileceğine ve milletin sonuçtan memnun kalacağına kesin olarak güveniyordum. 
Yayınladığım programı, bir siyasi parti için yetersiz, kısa bulanlar oldu. Halk Partisi’nin programı yoktur dediler. 
Gerçekten de, ilkeler adı altında bilinen programımız, itiraz edenlerin gördükleri ve bildikleri biçimde bir kitap değildi. Fakat, esaslı ve pratikti. 
Biz de uygulanamayacak düşünceleri, teorik birtakım ayrıntıları yaldızlayarak bir kitap yazabilirdik. Öyle yapmadık. 
Milletin, maddi ve manevi yenilenmesi ve gelişmesi yolundaki işler ve uygulamalarla, sözlerin ve teorilerin önüne geçmeyi tercih ettik. Bununla birlikte, ‘hâkimiyet milletindir’, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dışında hiçbir makam, milletin yazgısına hâkim olamaz’, ‘Bütün yasaların yapılmasında, her nevi örgütlenmede, yönetimin her türlü ayrıntısında, genel eğitimde, iktisatta, milli hâkimiyet esasları içinde hareket edilecektir’, ‘Saltanatın kaldırılması hakkındaki karar değişmez ilkedir’ gibi bilinmesi gereken önemli noktalar ve mahkemelerin düzeltileceği ve bütün yasalarımızın hukuk biliminin gereklerine göre yeni baştan yazılacağı ve tamamlanacağı, ondalık ürün vergisinin değiştirileceği, milli bankaların sermayesinin artırılacağı, ihtiyaç duyduğumuz demiryollarının inşa edileceği, öğretimin birleştirilmesine derhal başlanacağı ve fiili askeri hizmet süresinin azaltılacağı, ülkenin imarına çalışılacağı vb... gibi önemli ve ivedi gereksinmeler, ilan edilen ilkelerin dışında kalmamıştı. Barış hakkındaki görüşümüzün de, ‘mali, iktisadi, idari bağımsızlığımızı mutlaka sağlamak koşuluyla, barış sağlamaya çalışmak olduğunu’ söyledik. Hilafet makamının, bütün İslama ait bir makam olabileceğini de işaret ettik. 
İlkeler, ‘Halk Partisi’nin kuruluşuna ve çalışmasına yeterliydi. 
Partinin adına daha sonra ‘Cumhuriyet’ kelimesi de eklenerek -bilindiği gibi- ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ adı verildi.”
(“Emre Kongar Seçkisiyle NUTUK”, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2018, ss.182-184)

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...