Umut Güldal

Basın Baskılanırken

25 Mart 2018 14:32
A
a
Son zamanlarda en çok konuşulan konulardan birisi Doğan Yayın Grubunun tümü ile AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen “Demirören” grubuna satılacak olması diyebiliriz. Özellikle baskıcı iktidarların bulunduğu ülkelerde sık yaşanan bu medya el değişikliği ülkemizde çok farklı anlamlar yüklenen ve oldukça duygusal tepkiler verilen bir devir işlemi gibi duruyor.

Milliyet ve Vatan gazetelerini daha önce Doğan Grubundan satın alan Demirören’ler bu gazetelerin yayın politikalarını hükümet yanlısı bir konuma getirip, meşhur havuz medyası çukuruna atmışlardı. Benzer bir durumu Doğan Grubu yayınları içinde yapılacağı tartışmasız beklenen bir şeydir. AKP iktidarı önünde engel olarak gördüğü her oluşumu ya yok etmek, yada ele geçirmek üzerine kurulu bir politikayı uzun yıllardır yürütmekte idi. Bunu çeşitli konularda defalarca kez tecrübe ettik.

Doğan Grubuna yapılan baskılar, verilen vergi cezaları, Hürriyet binasının basılması ve AKP ‘ye koşulsuz biat etmesinin istenmesi bu değişimi zaten yaşayacağımız gerçeğini önümüze koyuyordu. Medya patronluğu baskıcı rejimlerde çok riskli ve tehlikeli olarak adlandırılabilecek bir olgudur. Yazılanlar, yapılan yayınlar iktidarın hoşuna gitmemesi durumun da, ülke de ticaretine devam edebilme şansı neredeyse hiç kalmamaktadır. Doğan gurubu da dönem dönem bu baskılara açıkça maruz kalmıştı. Muhalif isimlerin işine son verilmesi, AKP iktidarını üzmeyecek yayın şekline geçilmesi ve bütün sinyallere rağmen kara listeye alınan Doğan Yayın Grubu sonunda basın sektöründen tamamen çekilmek zorunda kaldı.

İstifa ettirilen belediye başkanlarında gördüğümüz mecburi teslimiyet, basında amiral gemi olarak görülen bir medya gurubunda da karşımıza çıktı. Genel tabloya baktığımızda, yabancı grupları çıkarır isek, medyanın yüzde 75’inin iktidara yakın havuz medyası olarak görülebileceğini söyleyebiliriz. Bu tabloda insanların zaten yok olan umutlarını ve nefes alanlarını iyice yok ettiğini söyleyebiliriz. Aslına bakılırsa muhalif kesim Doğan Yayın Grubu ile ilişkilerini çok önceleri sonlandırmıştı. Ancak bu devir işlemi duyulduktan sonra verilen tepkilerin büyüklüğü, git gide azalan yaşam alanları, tek tip bir hayata zorlanmaları ve medya aracılığı ile zorunlu bir propagandaya maruz kalacak olmaları maalesef hiç de haksız bir tepki gibi görünmüyor.

Seçim mahalline girdiğimiz bu günlerde AKP her alanda seçimi kaybetmeyeceği ortamları hazırlamaya devam ediyor. YSK Yasası, ittifak değişiklikleri gibi konularda muhaliflere olan baskıyı arttıran iktidar, medyayı da tek elden yönetmek istemesi, yeni bir 7 Haziran yaşama riskini ortadan kaldırma çalışmasıdır. AKP hiçbir konuda işini şansa bırakmayacağını çok net görebilmekteyiz.

Muhalefetin sesini duyurabileceği her alan git gide daralırken, bizler gibi sadece seyretmesi de AKP’nin bu baskıcı yaklaşımlarını hiçbir karşılık görmeden rahatlıkla yapmasına neden olmaktadır.

Bir tahtanın üzerine yatırılan muhalefetin, yıllardır sağından solundan tahtalar çakılarak bir tabuta koyma çabaları maalesef herhangi bir karşılık görmemektedir. Her geçen gün bir tahta daha çakılan “muhalefet tabutunun” yavaş yavaş son parçalarına gelmekteyiz. Verilen cılız tepkiler, ”Yapılanlar çok yanlış” dışında bir ses duymayışımız, son parçada kapatılınca verilecek tepkilerin hiçbir anlamı kalmayacağı gerçeğini unutmamak gerekli. Yaratılan baskı rejiminin üzerimize atmak istediği toprağı, bağımsız basın organlarını destekleyerek, gerçeklerden haberdar olarak atabiliriz. Ama her şeye rağmen enseyi karartmamak, umutlu olmaya devam etmek gereklidir.

Muhtaç olduğumuz kudret, Çanakkale de, İnönü de ve kurtuluş mücadelesin de çok net bir şekilde ortada durmaktadır. Emperyalizme karşı kazanılan en büyük zaferlerden biri olan Çanakkale zaferinin yıl dönümünde, ulu önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü ve şehitlerimizi saygı, minnet ve şükran ile anıyorum.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

anket ANKET

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ