Umut Güldal

Beyaz zambaklar ülkesi

13 Nisan 2018 13:51
A
a
Konya İl Milli Eğitim müdürlüğü tarafından hazırlanan “Deizm” raporu sonrası, ülkenin gündemi, gençlerin son dönemki eğilimleri üzerine kitlendi denilebilir. Ülkenin cumhurbaşkanından milli eğitim bakanına, milletvekilinden muhtarına kadar herkesin konuşmaya başladığı ve benzer tepkilerin verildiği, inkâr edici ve yalanlayıcı açıklamalar peş peşine geldi.

Ülkede uzun süredir süre gelen, ”kindar ve dinar nesil”  yaratma amacı, bu amaç doğrultusunda düzenlenen eğitim politikaları günümüz gençliğini getirdiği nokta maalesef “Deizm” tartışmalarından öteye geçemedi.

Toplumların gelişimini, çağdaşlaşmasını ve dünyada rekabetçi olabilmelerinin en önemli hazırlayıcı tartışmasız eğitimdir. Eğitim sistemleri ülkenin bugününü ve yarınını doğrudan etkileyen, istikameti bugünden gösteren en önemli olgulardan biridir. Bu yüzden mevcut iktidar eli ile ülkenin eğitim sistemi sürekli değiştirilip, belli bir ideoloji içerisine hapis edilmeye çalışılmaktadır. Bu durum elbette ki yeni oluşan bir durum değildir. Tarih boyunca iktidarlar eğitim sistemlerini kendi ideolojilerine uygun bir şekilde düzenlemeye çalışmışlardır. Sonuçlarındaki başarısızlıklar bugünkü tabloyu önümüze koymaktadır.

AKP iktidarı, göreve geldiği günden bu güne kadar en önemli tahribatı ve yapısal değişiklikleri maalesef eğitim alanı üzerinde yapmıştır. Devlet ideolojisi olarak belirlenen “kindar ve dindar nesil ”projesi beraberinde eğitim sektöründe köklü değişiklikler getirmiş, daha sonra darbe girişimi yapabilecek güce erişebilecek bir cemaatle kavga konusu bile olmuştur.

Bu yaklaşım ve politikasızlık sonucu ülkemizin eğitim sistemi dünya ile yarışamaz duruma getirmiş, nesiller olarak oldukça geride kalmamıza sebep olacak sonuçlar doğurmuştur. Devlet politikası olarak eğitim sistemi, ”İmam Hatip Liseleri” çerçevesinde şekillendirilmiş ve desteklenmiştir. Bu durumu son dönemki İmam Hatip Lisesi sayılarında da açıkça görebilmekteyiz.

İmam Hatip Lisesinde eğitim göre öğrenci sayısı 2017 sonu itibari ile 1,300.000,İmam Hatip Lisesi sayısı ise 4.000 civarındadır. Buna halen yapımı devam eden 128 inşaat halindeki liseyi de ekleyebiliriz. Güzel sanatlar, Fen yada meslek lisesi oluşturmaktaki zorluklar İmam hatip liselerin için kaldırılmış, her mahalleye bir imam hatip lisesi oluşturulması için politikalar üretilip hayata geçirilmiştir.

Maalesef bu başarısız dini eğitim projesi, OECD raporlarına göre eğitim alanında 38 ülke içinde 35. Sırada yer alarak oldukça dikkat çekici bir başarısızlık örneği oluşturmaktadır. Bu sonuçlar devletin eğitim politikaları üzerinde başarıya yönelik hiçbir getiri oluşturmaması da maalesef yaratılmak istenilen nesiller ile ilgili bizlere fikir vermektedir.  Eğitimsiz, dünyadan kopuk, kendi içine kapalı  ve kolay yönetilir nesiller oluşmasının hedeflendiğini söyleyebiliriz.

Bu rakamlar ile beraber eğitim sisteminin geneline bakar isek de Türkiye, gene OECD raporlarına göre bilimsel sınavlardaki başarı oranlarında %0.030 gibi oldukça kötü bir ortalamaya sahiptir. 

Dini eğitim veren okulların rakamlarına dönecek olursak İmam hatip Liselerinin ülkemizdeki eğitim alanının %7’sinden, % 12,5 lera çıkarıldığını görebiliriz.

Ülkemizde eğitime ayrılan bütçede imam hatipler %68 gibi büyük bir paya sahiptirler. Fen liseleri ise bu bütçenin sadece %11’ine ulaşabilmektedirler. Bu büyük bütçelere rağmen imam hatiplerin başarıya katkıları  %18’de kalmaktadır. Devlet okulları %30,özel okullar ise %40 gibi bir başarı katkısına sahiptirler.

Bir diğer oran olarak da bu kadar büyük bütçelere ve şartlara sahip imam hatip liselerinin doluluk oranı %80’lerde iken, fen liselerinin tercih edilme oranı %100 olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tabi ki bu durum, oluşturulan ve dayatılan dini eğitim modeli, diğer bütün eğitim alanlarında başarısızlığı beraberinde getirmektedir. Fen ve Matematik alanında ülkemiz OECD içerisinde 72 ülke arasında 50. Sırada kendine yer bulabilmiş durumdadır.

Dini eğitim modeli maalesef iflas etmiş ve başarısız olmuş bir proje olarak karşımızda durmaktadır. Eğitimin bir ideoloji içerisinde değerlendirilmesi ve oluşturulmak istenilen nesillerin niteliklerinin çok düşük olmasının istenilmesi bu çöküşü ciddi boyutlara ulaştırmaktadır. Müfredatlardaki çağ dışılık ve yetersizlik maalesef bu olumsuz tabloya katkı sağlamaktadır.

Din olgusunun kendi alanı dışına çıkarılması sonrası oluşan, dokunulmazlık algısı maalesef eğitimde de kendini göstermektedir. Bu oranlar ve eğitimde tablo bir kez daha akılcı, ilerici ve bilim ışığında bir eğitim sisteminin gerekliliğini bizlere bir kez daha göstermektedir. Eğitimin en önemli unsurlarından biri olan laik eğitim sisteminin tamamen ortadan kaldırılmak istenilmesi gelecek açısından daha vahim sonuçlar doğuracağı açıkça görülmektedir. Eğitim planlamalarımızı bugünü değil gelecek nesilleri düşünerek geliştirmeli ve milli eğitimimizi çağdaşlaşma yolunda yeniden yorumlamamız gerekliliği ortadadır. 

Başarı için gerekli sistemler dünya da  uygulanmış ve başarı getirmiş onlarca sistem incelenerek bulunabilmektedir. Ne demek istediğimi, Finlandiya’nın eğitimde nasıl başarıyı yakaladığının anlatıldığı  “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabını okuyarak daha iyi anlayabiliriz. Aksi halde geleceğimiz maalesef oldukça karanlık ve umutsuz nesiller tarafından inşa edilecektir.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...