Emre KONGAR

Erdal İnönü başarabilir miydi? Umut - 20

2 Eylül 2018 01:25
A
a

Artık kazananın da kaybedeceği trajik bir rekabet haline gelmiş olan CHP içindeki kurultay savaşını, bireyler yerine sosyal politikalar/ideolojiler bağlamında irdelemek için sorduğum dört sorunun sonuncusuna geldik: 
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra, Erdal İnönü, üzerinden buldozerle geçilmiş olan solu birleştirebilir, Kürt sorununu çözebilir, Demokrasiyi işletebilir miydi?

***

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin Demokrasi ve Sol üzerindeki ezici etkisini telâfi etmek için eski CHP’liler, Bülent Ecevit’in CHP mirasını reddetmesi üzerine, Erdal İnönü’yü, çok büyük bir ısrarla siyasete sokmuşlar ve SODEP’i kurdurmuşlardı. 
Askerler ise, bütün öteki siyasal partilerle birlikte kapattıkları CHP’nin mirasını yönlendirmek için kendilerine Başbakanlık Müsteşarı olarak hizmet etmiş olan Necdet Calp’a Halkçı Parti, HP’yi kurdurmuşlar ve 1983 seçimlerinde, onun önünü açmak için büyük bir skandala imza atarak Erdal İnönü’nün adaylığını veto etmişlerdi. 
Daha sonra, Aydın Güven Gürkan, HP Genel Başkanı seçilmiş ve büyük bir fedakârlıkla, Genel Başkanlık koltuğunu yitirme bahasına, SODEP ile birleşmiş, Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığında Sosyal Demokrat Halkçı Parti, SHP ortaya çıkmıştı. 
SHP, 1989 yerel seçimlerinde, hem üç büyük kenti kazanmış hem de Ecevit’in yüzde 9 oy almış olmasına karşın, yüzde 28.7 oyla birinci parti olmuştu. 
Ne yazık ki, 1991 Genel Seçimlerinde bu başarıyı sürdüremedi; yüzde 20.8 ile, DYP ve ANAP’ın arkasından üçüncülüğe düştü. 
Bu büyük oy kaybının arkasında, Baykal’ın İnönü’ye karşı başlattığı ve sürekli yenildiği kurultaylar zincirinden dolayı, SHP’nin kamuoyunda “Kurultaylar Partisi” olarak prestij kaybetmesi, Doğu’da Kürt politikacılara kendi listelerinde yer verdiği için Batı’da oy kaybetmesi, büyük kent belediyelerinde yaşanan bazı iletişim sorunları ve Ecevit’in soldan gelen sert eleştirileri vardı. 
Daha önce politikaya SHP’de devam edecekleri sözünü veren Kürt politikacılar da seçimlerden sonra, hem Meclis’te Kürtçe yemin krizini yaratmışlar hem de SHP’den istifa etmişlerdi. 
Sonuç olarak Erdal İnönü, Halkçı Parti ile birleşerek, Sol’un bütünleştirilmesinde önemli bir adım atmış ama Ecevit’in dışarda kalmasıyla bu adımı sonuçlandıramamış, Kürt politikacıları kendi listesinden Meclis’e taşıyarak, Kürt sorununun barışçı yollarla Meclis’te çözümü için önemli bir girişimde bulunmuş ama bu girişimi de Kürtlerin destek vermemesi sonucunda amacına ulaştıramamıştı. 
Erdal İnönü, büyük bir kültür ve bilgi birikimi ile Demokrasiyi sadece beyniyle değil, yüreğiyle de özümlemiş bir bilim insanı/politikacıydı; önerdiği çözümler de doğruydu. 
Ama toplumsal/siyasal koşulların ve politikacı egolarının izin vermemesinden dolayı, Türkiye’yi düze çıkaracak olan her iki siyasal misyonu da tamamlayamadı. 
Bu bağlamda, CHP içindeki bugünkü çatışma, bireyler arasındaki sandalye kavgası olmasının dışında, hangi politika farklılıklarına göre yapılıyor, bilen var mı? 
Perşembeye 21. ve son yazı: Kılıçdaroğlu-İnce çatışmasının bu çerçevede değerlendirilmesi. 
ÖNCE DEMOKRASİ, SONRA SOSYAL DEMOKRASİ: 
DİREN ATATÜRKÇÜ DEMOKRATİK CUMHURİYET! 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...