Umut Güldal

Muhalif Hain

18 Şubat 2018 13:22
A
a
Türkiye’de son dönem moda haline gelen bazı söylemler üretildi. Görüşün, ideolojin, mahallenden olmayan görüşleri hainlikle suçlamak…
              Bu hastalıklı düşünce tarih boyunca birçok dönemde karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu mevkiinin, koltuğun hakkını veremeyen, orada bulunmayı hayal dahi edemez iken, şartların değişmesi, gelişmesi ve olgunlaşması ile kendini çapından büyük mevkilerde görenlerde çok daha sık rastlanan bir hastalıklı düşünce şekli olarak da tanımlanabilir.

              Tarih boyunca gerek ülkemizde gerekse dünyada aydınlanmanın ve gelişmenin karşısında cehalet en önemli kale halinde durmakta… Geçmiş dönemlerde bu cehaletin haddini bilmesi, yapabileceklerinin sınırlı olması biraz daha bastırılabilen ve kontrol edilebilen boyutlarda idi. Ancak günümüzde siyasi iktidarların “okumuş, entelektüel” kesimleri ikna edemeyişi, ideolojilerini kabullendirmekte zorlanmaları ve itirazlar ile karşılaşmaları, yönetilebilir toplumlar oluşturmak adına zorluklar yarattığı görülmektedir. Bu engeli aşmak ise en kolay yönden toplumları fakirleştirmek, eğitimsizleştirmek ve cahilleştirmek olarak görülmüştür. Sürekli oynanan, yapboz sistemine dönen ve başarısızlıkları ile dünya sıralamalarında gerilere düşen eğitim sistemi de bu politikaların bir ürünüdür.

             İşte bu cehalet günümüzde cüretkâr hale gelmiştir. Cehaletin cüretkâr hale gelmesi, bir şey bilmemenin her konuda fikir beyanat etmek için sınırsız bir alan yaratması yukarıda bahsettiğim, karşıt görüşü hain ilan etme durumunu daha ete kemiğe büründürmüş durumdadır.
             Eğer mevcut iktidarın ideolojileri dışında bir söyleminiz, düşünceniz var ise hain ilan edilmeniz an meselesidir. İşin en garip tarafı da kendiniz anlatma imkânı dahi bulamadan linç edilmeniz ve tutuklanmalara kadar giden süreçleri de beraberinde getirmektedir.(Günümüzde birçok dava bu konu çerçevesinde devam etmektedir.)
             İktidarların bu durumu lehlerine kullanmaları, iktidarlarını sürdürmek için demokratik olamayan, çağdışı ancak anlaşılabilir bir durumdur.
            Ülkemizdeki bu hastalığın son CHP kongresinde muhalefete sıçramış olması ise anlaşılması güç ve bizi düşündürmeye iten bir konu.
            CHP ve son dönem kurultayında ortaya çıkan tablo başlı başına incelenmesi gereken ve yazılması gereken bir konu olarak karşımızda durmaktadır. Buna daha sonraki yazılarımızda değiniriz.
           Ancak CHP içindeki muhalif görünümlü yapının aynı hainlikle suçlanması, ülkemizdeki umutsuzluk rüzgârının, bunaltıcı baskının kırılmayacağına olan inancı arttırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağı çok bellidir.
           Muharrem İNCE önderliğindeki genel merkez karşıtı gurubun haklı olduğunu söylemiyorum. Ancak onlara yaklaşımın CHP içindeki hainler gibi gösterilmeye çalışılması kabul edilebilir bir durum değil. Bu davranışlar Genel başkan Kemal KILIÇDAROĞLU tarafından çok da desteklenen davranışlar olduğunu düşünmüyorum. Ancak yazının başında belirttiğim gibi, bulunduğu yeri hazmedememiş ve düzgün bir sistemde yanına dahi yanaşamayacağı mevkilere gelmiş kişilerin bu davranışları kaybedecek çok şeyleri olduğunu gösteriyor bizlere…
           Yani kısa bir özet yapmamız gerekirse “Türkiye’de muhalifler CHP’li diye itilir kakılır hain olur, CHP’de muhalifler değişim dedi diye itilir, kakılır, hain olur. Yani muhalifler her şart ve zamanda itilebilir, kakılabilir, hain ilan edilebilir. Türkiye’de muhalefetin talihi yok bahtı kara…”
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

anket ANKET

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ