Umut Güldal

Seçmen kırgınlığı

16 Ekim 2018 21:10
A
a
24 Haziran seçimleri sonrası seçmenlerde oluşan hayal kırıklığı ve nedenlerini daha önceki yazımda ayrıntılı olarak anlatmaya çalışmıştım. Seçim öncesi oluşan inanç ve kazanma isteği, seçim gecesi yürütülen başarısız süreç ile büyük kırılmalara ve hayal kırıklıklarına sebep olmuştu.

Üzülerek söylemem gerekir ki bu kırgınlık o günden bu yana artarak devam etmekte, muhalif kesime olan inancı daha derinlerde yok olmaya bırakmış gibi duruyor. Seçim sonrası muhalif kesimde oluşan dağılmışlık görüntüsü halen bir toparlanmayı getirmemiştir. Bu dağılmışlık görüntüsü içerisinde AKP karşısındaki kesimler kendini tarif edebileceği bir siyasi akım bulamamaktadır.

Bu savrulmuşluk kendini, seçmenin sandığa gitmemesi konusunda başlatılan ve duygularına en yakın siyasi duruş olarak tanımlana bilinecek bir siyasi davranış  ortaya çıkarmış gibi görünüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaptığı bir açıklamada “sandığa gitmeme” çağrısı yapanları “AKP’ye oy vermekle aynı şey “diyerek suçlaması duygusal kopuşta hızlanmaları beraberinde getirdi.

Peki, bu süreç tüm hızı ile sürerken, ekonomik olarak başlayan kriz, siyasi olarak yönetilemez hale gelmesi, kötü ekonomik yönetimin halk içinde ciddi anlamda hissedilir olması, dünya üzerinden yavaş yavaş soyutlanan, farklı konumlarda adından söz ettirmeye başlayan iktidar karşısında muhalefet ne durumdadır?

Maalesef çok net bir şekilde söyleyebilirizki,muhalefet gene bildiğimiz gibi…Küçük pastalara razı olan, iktidar olma heyecanından çok uzak bir resim çizmeye devam ediyorlar. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu ekonomik ve siyasi tablo içinde güç kaybeden kesimin iktidarda olan siyasi rengin olduğunu görürsünüz. Ancak Türkiye’deki siyasi tablo bunun tam tersi olarak karşımıza çıkıyor. Ülkenin genel durumu kötüleştikçe, muhalif kesim yenilmeye ve kaybetmeye devam ediyor.

CHP merkezli muhalif kesimin çokta ciddiye almadığı bu kırılganlık, yerel seçimlerde ciddi anlamda kendini göstereceğini düşünüyorum. Özellikle nasıl olsa kazanırız yaklaşımında bulundukları birçok il ve ilçeyi, karşılarında oluşturulan “Cumhur “İttifakı’na kaybetme ihtimalleri oldukça yüksek. Geçmiş seçimlerde uygulanan ve defalarca yenilgiye neden olan politikalar üzerinde ısrarcı olunması yeni mağlubiyetleri de beraber getireceği çok net bir şekilde önümüzde duruyor.

Seçime çok az bir süre kala, aday belirleme ve isimler ile ön plana çıkma politikasından vazgeçilip, seçmen üzerinde oluşan yılgınlık, bıkkınlık, kırgınlık ve inançsızlığı ortadan kaldırmak muhalif kesimde siyaset yapanların en çok dikkat etmesi gereken konudur.24 Haziran dışındaki seçimlerde kaybedilse bile tekrar yakalanılabilen ve kitlelerde karşılık bulabilen kampanyalar, bu seçimde başarılı olamayacaklardır.24 Haziran akşamı özellikle Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce özelinde oluşan ve tüm muhalefete yönelen tepkiler halen tam olarak anlaşılamamış gibi duruyor.
Sandık başlarında, sokaklarda terk edilmişlik duygusu yaşayan seçmen, kendisine bu kırılmayı yaşatan siyasi hareketleri terk etmekte kararlı… Özellikle CHP ile başlayan bu kopuş ve bu kırgınlık giderilmediği sürece, muhalif partilerin çıkardığı adayların ve politikalarının bir anlamı kalmayacaktır.

Muhalefet işe, seçmen ile arasında oluşan ve giderilmesi oldukça güç olan güven problemini aşmakla başlamalıdır. Yaklaşan seçimlere rağmen hava değişmemiş,24 Haziran akşamı ülkenin üstüne karabasan gibi oturan kırgınlık daha da artarak devam etmektedir. Bu kırgınlık giderilmeden herhangi bir alanda başarılı olmak mümkün görünmemektedir.

Muhalefet her şeyi bir kenara bırakıp bu havayı değiştirmek için neler yapabilir bunu konuşmalı ve bu inancını yitirmiş kitleyi yeniden alana çekebilmelidir. Aksi durumda ekonomik kriz ve dünyadaki gelişmeler ile zor günler geçiren iktidarın yeni zafereler kazanmasına ve bu durum tüm muhalif kesimler açısından altından kalkmanın mümkün olmayacağı sonuçları doğurması kaçınılmaz olacaktır.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...