İşini kötü yapan insanlar ülkesi!

Tarih: 4 Ocak 2019 00:49
İşini kötü yapan insanlar ülkesi!

Bundan yaklaşık altı ay önce Çorlu'da tren kazası meydana gelmişti. Bu kazada 24 kişi hayatını kaybetmiş 338 kişi de yaralanmıştı.  Tren raylarının altındaki toprağın zaman içinde boşaldığı ve kazanın bu rayların trenin geçtiği sırada çökmesiyle meydana geldiği anlaşıldı.

Bu defa Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren (YHT), Yenimahalle ilçesine bağlı Marşandiz İstasyonu'nda yol kontrolünden dönen lokomotif ile çarpıştı, 9 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Ankara-Sincan hattında yaşanan sinyalizasyon sorunu nedeniyle makinistlerin bir süredir telsizle haberleştiği iddia edildi.

Sincan-Kayaş hattının tam bitirilmeden, 24 Haziran seçimleri öncesinde, erkenden, sinyalizasyon sistemi kurulamadan açıldığı iddiaları var.

Ulaştırma Bakanlığı'ndan konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada "Lokomotifin orada olmaması gerekiyordu" denildi.

Hık mık, kem küm, mırın kırın etmeye gerek yok. Olmaması gereken yerde olmaması gereken zamanda bulunanlar bu kazaya neden olmuştur. Olan da dokuz vatandaşımızın hayatına olmuş, yüze yakın insanımız da bu kazada yaralanmıştır.

Seksen milyon vatandaşıyla Türkiye'ye geçmiş olsun. Herkes orada olabilir ve çöken ya da çarpışan demirlerin altında kalabilirdi.

Burası Türkiye, yani işini birinci sınıf yapmayan insanlar ülkesi!

Şairin dediği gibi "bedava yaşıyoruz bedava!"

İşini birinci sınıf yapmayanlar!

Herkes bilmeli ki ne çekiliyorsa işini birinci sınıf yapmayan yönetim ve insanlardan çekiliyor.

Görevlere işini iyi yapmayan insanların getirildiği bir yerde felakete uğramak için başka bir şey yapmaya gerek yoktur.

Birinci sınıf olmayan insanlar siyasetçi ise mensuplarını, doktor ise hastalarını, kaptan ise yolcularını, patron ise sermayelerini israf ederler.

Bu tür insanların ne işleri doğrudur ne de doğru iş yaparlar. Yalnız kendilerini değil başında bulundukları kurumların ve ülkenin zamanını, kaynaklarını, yetenek ve yaratıcı gücünü heba ederler.

Yaşanan bu tür felaket ve kayıplardan daha vahimi, kayıplar karşısında sorumluların ve yönetimlerin takındıkları tavırdır. Yetkililer bu tür kazaları ve başarısızlıkları ihale etmekle meşguller.

Toplum ise uğradığı kazaları gün yaşayıp, gün unutur hale gelmiştir. İnsanlar bugün kitle katliamına dönüşen trafik kazalarını ve doğal felaketleri kanıksar haldedir.

Türkiye, yaşadıklarından sonuç çıkarıp gerekli önlemleri almayan yetkililer cennetidir. Hatada ısrar, yanlışta direnme neredeyse ilke haline gelmiştir. Burada yetkililerin olan bitenden çıkardıkları tek sonuç yalnızca kendilerinden öncekileri sorumlu tutmaktan ibarettir.

Türkiye'de sorumluluk ihracı, mal ve hizmet ihracının önüne geçmiştir.

Onun için bu ülkede meydana gelen bir felaket ve başarısızlık nedeniyle istifa eden yönetici göremezsiniz.

Bu ülkede insanlar birinci sınıf muhafazakâr, sosyalist, etnikçi, mezhepçi, bölücü, kraldan çok kralcı da olabiliyor ama bir türlü işini birinci sınıf yapan insan olamıyor.

El yordamıyla iş gören, göz ucuyla bakan, kulak ucuyla da duyan siyasilerin ya da yetkililerin etkisinde olan Türkiye'de yöneticilerin kazaları kader olarak ilan etmesinden daha doğal bir şey olamaz. İnsanların bir biçimde yaptığı yanına kâr kalıyorsa, kalitesizliğin kader olmasından kimse yakınmamalıdır.

Yaşamın gerçekleri sanallık ve banallık kaldırmıyor. Her konuda yapılan hata ve ihanet, teknik söz konusu olunca anlamını yitiriyor. Bu nedenle teknikle beşerin kurduğu ilişkilerde denge ve düzen esas olmalıdır.

Teknik sıfır hata ister. Sorumsuzluk, laubalilik, istismar, ciddiyetsizlikle birleşen kapitalist güdüyle tekniği tolere etmek mümkün değildir.

Teknik söz konusu olunca önce personele doğru iş vermek sonra da işi doğru yapıp yapmadığını kontrol etmek lazımdır. Ancak birinci sınıf insana birinci sınıf işi vererek, birinci sınıf sonuç alabilirsiniz. Bunun başka bir yolu yoktur!

http://www.muhalifhaberler.com/makaleprint/isini-kotu-yapan-insanlar-ulkesi--2.html