Prof. Dr. Yalçın Küçük: Kılıçdaroğlu, Gülen’in önerisiyle aday yapıldı

Gündem 8 Mayıs 2017 13:28
Videoyu Aç Prof. Dr. Yalçın Küçük: Kılıçdaroğlu, Gülen’in önerisiyle aday yapıldı
A
a

Prof. Dr. Yalçın Küçük'ten çok konuşulacak açıklamalar...

Prof. Dr. Yalçın Küçük, ODATV'den  Barış Zeren, Okan İrtem ve Deniz Hakan ile gündemi değerlendirdi. çok konuşulacak açıklamalarda bulundu;
Biz sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgilli söylediklerini sizlerle paylaşıyoruz;

ECEVİT’E KILIÇDAROĞLU’NU KİM ÖNERDİ

Şöyledir, 24 Ocak 1993 günü, Villa’da çalışıyordum, Temren’den bir telefon aldım, “Yalçın, Uğur’u vurdular”, sevgili arkadaşımız Mumcu’yu aldılar ve hemen karar verdim, “sırada ben varım,” ve hızla dışarı çıkmak durumundayım. Devamla, ve 17 Şubat 1993, aynı zamanda, Eşref Bitlis Paşa’yı, Jandarma Umum Komutanı, ya kazaya uğrattılar ya da vurdular; orduda Almanya’da kurmaylık okumuş tek subayımızdı ve kurtuldular.

O.İ.: Ve 24 Nisan’da, Turgut Özal ölüverdiler.

Y.K.: Ve derhal bir basın açıklaması yazdım, yayınlanmayacağını biliyordum, “İsrael Darbesi” diyorum. Tarihe not düşüyordum.

Tansu Çiller’in, Selanik’ten bir küçük kız, başbakanlığı bundan hemen sonradır. Seçim ve Erbakan’ın başbakanlığı bunu izlemiştir. 1958 Türk-İsrael gizli anlaşması, İsrael’e imtiyazlar veriliyordu ve 1966 yılında, Başbakan Erbakan’ın imzasıyla, tekrarlanmıştır. Bu da pek müthiş bir oyundur.

Kaset icadı türündendir. Adım adım gidiyorlar.

Ecevit’in 1974 yılında Erbakan ile ve 1999 yılında Bahçeli ile hükümet kurması çok büyük hatadır. Dahası var. Hem Bahçeli ve hem Kemal Derviş Akepe’ye yakındılar ve Akepe için hareket ettiklerini söyleyebiliyoruz.

Hem Bahçeli, hem de Derviş, ikisi birden “erken” seçim icat ettiler, Akepe’nin çoğunluğu alacağını hep biliyorlardı. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu hem İsrael’e ve hem de MHP’ye yakındı, seçime engel kabul etmediler. Aydın Doğan’ın yanında çalışan Sedat Ergin, bu arada, Kıvrıkoğlu’nun basında yardımcısı olarak hareket ediyordu. Ve pek güzel, ben 2001’de Bahçeli’nin Akepe’li olduğunu televizyonlarda ilan etmiştim. Herhalde bugün şüphe eden yoktur.

Hapishanede, Doğu Perinçek’e, kendisinin Akepe’li olduğunu ifşa ettim ve bir de mektupla bildirdim. Belki daha rahat yaklaştılar.

Devam edelim, Kılıçdaroğlu iki kez milletvekili adayı oldular ve ilki, Bülent Ecevit vasıtasıyladır. Bunun, Gülen’in önerisi olduğundan pek kuşku duymuyoruz, Gülen-Ecevit birbirine çok yakındılar, arada buluşuyor ve felsefe konuşuyorlardı; iddiaları budur. Buradayız ve devam ediyoruz. Ecevit, Ankara’dan aday yaptı; Kılıçdaroğlu buradan kazanamayacağını düşündü ve ayrıldı. Yalnız bu adaylığını gizli tutmaktadır.

Ecevit’in, Gülen’in ricası olmasa, Kılıçdaroğlu’nu yaklaştırmayacağından eminim. Bülent Bey, böyle pek bilgisiz ve nerede ise “molla” insanları yanına yaklaştırmazlar; demek “felsefe arkadaşı” Gülen’i kıramamışlar. Ama aday, kazanamayacağını düşünerek kaçtılar.

Deniz Baykal için söylenecekler ise artık daha kısadır; Baykal, Ecevit’in yanından kimse almazlar.

KILIÇDAROĞLU’NUN ZAMANINDA CEHEPE’YE BİR TEK ATATÜKÇÜ VE CUMHURİYETÇİ ALINMAMIŞTIR

O.İ.: Hakkınız var, Ecevit ile Baykal birlikte CHP’de oldukları 70’li yıllarda dahi birbirleriyle anlaşamıyorlardı. Kadroları ve yakın oldukları insanlar ayrıydı. Baykal’ın Ecevit’in yanından gelen bir ismi kendi isteği ile alması bu nedenle de çok zor.

Y.K.: Ancak rica büyük yerdendir; Gülen’in isteği üzerine, Kılıçdaroğlu, cehepeli ve milletvekili adayı olmuştur. Artık milletvekilidir.

Belediye başkanlığı adaylığı ise, Gülen ile Aydın Doğan’ın ortak oyunudur. Ankara’da şansı vardı, ama önemli olan propagandasını yapmaktı ve tanıtmak ve popüler yapmak istiyorlardı. Bu maksatla İstanbul’u seçtiler. Bir gazetecilerini reklamlardan sorumlu yaptılar ve Aydın Doğan’ın “D” televizyonunu açtılar. Yalnız, bu oyundan Akepe’nin haberi vardı, Melih Gökçek’i Kılıçdaroğlu ile yarışa soktular. Nasıl olduğunu anlayamadık, katıldıkları televizyon programında Gökçek’i “mağlup” ilan ettiler ve Gökçek yenilmeyi itirazsız kabul ettiler.

O.İ.: Yanılmıyorsam, Doğan Grubu 2010’da Kılıçdaroğlu’nu çok övüyordu.

Y.K.: Yanılmıyorsunuz, Okan Hocam, yanılmıyorsunuz. İlan ettiler, çok mütevazı dediler. Çok mütevazı yerlerde kalıyormuş, fakirlere uygun bir yermiş, pencereden her ikisini de gördük, güzel görünüyordu ve etkilendiğimizi söyleyebiliyoruz. Fakat sonradan öğrendik, Kılıçdaroğlu İstanbul’da hep Meclis lojmanlarında kalmıştı ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek, hiç düzeltmediler. Kılıçdaroğlu’nu, Akepe’nin adayı olarak bildiler. Doğrudur.

***

Esas soyadı “Karabulut” ve özür diliyorum, tekrarlıyorum. “Kara” , İbrani’de “yazmak” fiilidir, bulut’un karşılığı ise “annan” olmakla, tamı tamamına bulut’tur, “Davut Bin Annan” ise , Davut oğlu “Bulut” anlamındadır. Asıl soyadından, “kara” ve “bulut”, İbrani karşılığıdır.

Güvenilmesi zor bir adamdır, soyadını taşıyanlar, bilinen halası ve amcasıdır ve Çalışma Bakanı Mehmet Moğultay’a dayanan bir kaynak, Kemal Bey’i ve ailesini, “Karay” Yahudisi sayıyorlar. “Karay”, ki Kara’lar anlamındadır, bir din ya da en azından tarikat kabul ediliyorlar. Dilleri, Türkçe ve İbrani karışımıdır; biz ve Ruslar “karay” ve Yahudiler “Karaim” tabir ediyorlar.

Ahmet Davutoğlu, Kemal Karabulut ve Cemil Çiçek, birbirine benziyorlar. Bulut, Çiçek, Şahin, Davut çok kullandıkları isimlerdir. Ve Kemal Karabulut’un Alevilikle bir ilgisi yoktur ve kardeşi, ağabeyinin Kabe’ye ziyaret ettiğini de açıklamıştır. Karabulut bir günde kardeşini cehepe’den kovdurmuştur.

O.İ.: Şimdi muhalifleri kovma çabasında.

Y.K.: Onu eksik bırakmaz. Karabulut, bir günde de muhaliflere göz dağı verebilmek için, eski bakan, Fikri Sağlar’ı, kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna vermiştir. Arkasından da Parti’den uzaklaştırılmıştı ve “benim zamanımda cehepe’ye alınmıştır”, dediler. Kısmen doğrudur; Fikri Sağlar’ı çok eskiden ve cehepe ve shp’de bakan olduğu zamanda tanıyordum. Çok iyi bir cehepe’li olarak biliyorum. Sonra daha “liberal” bir görüşü vardı ve görmüyordum.

D.H.: Bugün iyi açıklamaları var. Ergenekon, Balyoz davaları sırasında cumhuriyet düşmanlarının yanında yer almıştı, ne yazık ki.

Y.K.: Liberal durdu ve ben görmedim. Kılıçdaroğlu işte bu zamanda Sağlar’ın Parti’ye dönüşünü kabul etmiş olabilir, bu bir. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun zamanında cehepe’ye bir tek Atatükçü ve cumhuriyetçi alınmamıştır. Alınanlara, Bekaroğlu, Aytun Bey, Sezgin Bey, örnektir; alınanlar içinde cumhuriyetçi, Atatürkçü ve benzeri hiç yoktur. Kemal Bey, cumhuriyet halk partisi’ni bozmak üzere, Parti’nin başına getirilmiştir. Getiren, Gülen’dir ve Aydın Doğan işbirlikçisidir.

Gülen’in kalesi artık cehepe’dir ve Deniz Baykal’ın bu açılımında KIlıçdaroğlu’na yüklenmesinden çok rahatsız oldular. Bir örnek verebilirim, Cumhuriyet Gazetesi’ne en kibar sözcükle “eski Gülenist” gazete diyebiliyoruz. Eski, ama eski olsa da, Baykal’ın açılımından çok rahatsız olduklarını anlıyoruz. İklim Öngel adında bir hanım kız kendini tutamamış, Baykal’ı ezmek istemektedir. Müthiş cüretkar bir yazıdır.

Ama artık Fikri Dostumuzu görüyorum ve buldukça bazı yazılarını okuyorum. Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü heyecan verici olarak savunmaktadır. Karabulut Kemal, Fikri’den bu nedenle rahatsızdır. Hem Atatürkçü olduğu için ve hem de aday olup yerine geçme ihtimalinden çok kokmaktadır.

Bu tür adamlar çok korkaktırlar.

FİKRİ DOSTUM KURULDA KEMAL BEY’İN YANINDA MI OTURUYORLAR

B.Z.: Fikri Sağlar’ın “Parti Meclisi’nde herhangi bir karar alınmasına izin vermiyor, saatlerce tartışıyoruz, o kulağına kim ne fısıldıyorsa kararını ona göre veriyor” sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Fikri takip yaparsak, siz de sürekli bu fısıldama meselesini gündeme getiriyordunuz ve Gürsel Tekin mealen “Kılıçdaroğlu karar alamaz, yardımcı oluyorum” diyordu.

Y.K.: Tabii, nasıl buluyordum, Fikri Sağlar merak ediyor ve hakkıdır, ne de olsa Kılıçdaroğlu Atatürk’ün kurduğu bir partinin yöneticisidir. Ve merak, bilimin başlangıcıdır.

Aydınlatmak isterim, işimdir ve iki isimden bahsetmek istiyorum. Bir, Kemal Derviş’tir. Arada bir gelirler, şehre bile inmezler, Derviş Kemal ve Karay Kemal, hava alanında buluşup kulak kulağa konuştuklarını biliyoruz. İsrael’in ve Gülen’in emirlerini getirirler; nettir. Öyle mi, a, Bahçeli ile ayrı ayrı, erken seçim ilan etmişlerdi ve başbakanın, ama ne başbakan, Bülent Bey’in, haberi yoktu. Ve, b, bir ara on beş gün kayboldu, Bülent Bey saftır, kaygılandı, aradı bulamadılar. Bir devlet bakanı kayboldular ve kayıp ilanı dahi verdik. c, Bülent Bey, “Derviş’i, ben davet etmedim” de dediler. Sanki sömürgede bir başbakandır. Özetle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kulaklarından birisidir.

Duyduğuma göre cumhurbaşkanlığını çok tanıdığımız birisine vaat etmişti, hazırdı, galiba Derviş geldiler ve herhalde “Ekmeleddin” dediler. İsrael, Ekmeledin’i, Arap Birliği’nden bilmektedir. O da herhalde bir molla’dır, Karay’a inandılar.

Diğerine, Fransızca “méchant” diyoruz, “kötü” ya da “fena adam” demek de mümkündür, doğru sözü çok azdır. Bir, üniversite okuduğunu söylemişti, işkence yaptım, okumadığını kabul ettiler.

D.H.: Kim Yalçın Hocam?

Y.K.: Bir dakika, açıklayacağım. Tabii, iki, öğretmen de olduğunu söylemişti, gerçek dışıdır. Üç, sıkıştırdım, “hayır, sol eylemler vardı, solcuydum, okula gidemiyordum, bunu da buldular. Ben de 1981 yılında sıkıyönetim olduğunu, üniversitelerde hiç eylem olmadığını ekleyebildim. Yardımcısı Barış Yarkadaş misali tahsilsizdir; Yarkadaş tamircidir ve bu ise artık çok zengindir. Kulaktır, ama, hiç tahsili bulunmamaktadır.

D.H.: Gürsel Tekin’den söz ediyorsunuz.

Y.K.: Tabii, cehepe tabanı bilir ve hiçbir seçimde oy almaz, Kemal Bey yine de yanından ayırmıyorlar. Ben kendi kendime soruyorum, acaba ortaklıkları var mıdır; arsa işi, adı üzerinde, “spekülasyon”, oturduğunuz yerde para kesiyorsunuz. Ortak değilse, Karay Kemal akılsızdır. Bu kadar yakınında tutuyorlar. Karay Kemal, doğrusu ortak değilse, Yahudi olduğuna inanmıyorum.

Bu kulağın hiçbir tahsili yoktur, arsa spekülatörlüğü yaparlar ve alır satarlar. En büyük işi Ataşehir’dedir, yenidir, al al, satıyorlar. Çok zengindir.

Fikri Dostuma soruyorum, Kemal Bey’in, kurulda, yanında mı oturuyorlar; gerçi kulak olması için yanında oturması gerekmemektedir. Her yerde fısıldamaktadır. Bu, bir, ve ikincisi Gülenist olduğunu ben çok söylemiştim ve hiçbir sakıncası ve etkisi yoktur. Tayyip Beyefendi, cehepeli Güleniler ile hiç ilgilemiyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Güleni olduğunda hiç şüphemiz yoktur ve ben böyle düşündüğümü hiç saklamıyorum. Gürsel Tekin öyledir; Fethullah Hoca’nın başı ya da karnı ağrısa hemen Zaman’a uğrardı, sağlıklar diler ve ellerinden öperlerdi. Hep oradadır.

Yalnız, Güleni olsa ne olur, bunların çoğu Akepelidir ve Kılıçdaroğlu has ve çok saygılı Akepeli’dir. “Ben cumhurbaşkanı adayı olmam” diyorlar ve tabii, olmazlar; karşı çıkmak saygısızlıktır. Ve yazdıklarımı hatırlayacaklar, Ekmeleddin’e hep pek beyefendi Tayyip Bey’dir, demiştim. O başkadır.

“KEMAL BEY, ‘DÜRÜST OL’ DİYE BAĞIRIYORDU”

B.Z.: Kılıçdaroğlu’nu hep sert eleştirdiniz, ama ilk kez bu kadar köşeli ve net ifadeleriniz var.

Y.K.: Hayır, gayet bilimsel. Kılıçdaroğlu hep böyle değildi, ne oldu bilinmez, bazı seçim bölgelerinde, İstanbul’da İzmir’de, adayları seçmenlere bırakmak istedi, İzmir’de başına kendisi geçti, İstanbul’da böyle işleri kulağına bıraktı ve amma, seçilecekleri kendisi belirledi. Denizci Albay Dursun’a da “sen de” dediler, git kulağıma yazdır adını buyurdular. Dursun Albay’ı hapisten tanıyorum, aynı mahkemede idik, vaktimiz oluyordu ve ben bir kez konuştum. Bana Tayyip Erdoğan’ı övdüler ve kabul ediyorum, çok güzel de anlatıyor ve övüyorlar; Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da bir sandıktan çıkardılar. Ben Tayyip Bey’e hayranınızdır, diyorum ve kaçırmamalarını salık veriyorum.

Çıkanların çok çok büyük kısmı, Barış Bey, Mahmut Bey, Eren Bey ve diğer beyler, buradan ve Gülen listesinden milletvekili oldular. Ama kabul etmek gerek, artık değiller. Artık çok büyük saylavlardır. İçlerinde Gülen’e küfür edenler de var. Amma küfür ederlerken bir ayaklarını kaldırıyorlar. Bakıyorum ve görüyorum.

En beğendiğim Barış Yarkadaş’tır, bana bir gün, Gürsel ile gelmişlerdi ve tereciye tere sattılar, Tayyip Bey’in hastalığını anlattılar. Yarkadaş’ın bir de kitabı var, anlatıyorlar, ancak, Güleni olduktan sonra unuttular.

Bu ara ben çok beğeniyorum. Müthiş, hiç hapse girmedi, hiç avukatlık yapmadı, ama hakimleri ve hukuku çok iyi biliyorlar ve Güleni hakimleri tek tek yazıyorlar. Tahminim şudur, toplantılardan biliyorlardır; herhalde aynı cemaattendirler.

Tabii, Kemal Bey müthiş demokrattır ve kulağı, yakını da Gürsel Tekin’dir ve Ataşehir’de büyük işler yapmaktadırlar. Ataşehir Belediye Başkanı ise Battal Bey’dir, şimdi Cemal Bey ile televizyon bile kurdular. Çok güzel, şöyle devam ediyorum: Bu çok yakın seçimde, benim pek inanamadığım bu seçimde, Battal Bey’in eşi, dişçi ve şarkıcı imiş, liste başından, bir numara saylav olmuşlar. Bu “demokratik” seçim üzerine, Hürriyet ve Sözcü, Kemal Bey’i çok demokrat buldular ve yazılı olarak da kutladılar.

Çok demokrasideyiz.

Ama ben buna yine de seçim demiyorum ve meçim sayıyorum.

B.Z.: Merkezi bu müteahhit lobileri tutmuşken “taban da taban” sözleri ne kadar havada kalıyor. Son seçimlerde bunlar Anadolu’da halkın sevdiği, başarılı CHP’lileri bir kenara itip kendi adaylarını dayattılar. Çok yeri AKP’ye verdiler. Mesela İskenderun’u AKP’ye kaptıran birtakım CHP’liler şimdi orada AKP’lilerin yaptığı camilerin açılışlarına gidiyorlar. Halk domates alabilse önce bunlara atacak.

Y.K.: Olur mu efendim, Kemal Bey, “kulak” meselesinden söz ederken “tabanımız istiyor” dediler. İsvan’ın cenazesinden çıkıyordu, bir taban, tabandan biri demek istiyorum, Kemal Bey, “dürüst ol” diye bağırıyordu. Ve ben ekliyorum; Kemal Karay’ın tabanında iki Gürsel var ve bir de Recep, Recep, Recep Bey, ya da Albay, milletvekili olmak isteyenlerin katkısını toplamaktadır. Ve ben devam etmek istiyorum.

Kemal Bey, ortak değilsen artık ol. Çünkü taban “dürüst ol” deyu bağırmaktadır.

mülakatın tamamı için tıklayınız

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ