Şimdi MHP'liler düşünsün! AKP'li isim: Çözüm süreci yeniden başlayacak

Gündem 24 Temmuz 2018 15:10
Videoyu Aç Şimdi MHP'liler düşünsün! AKP'li isim: Çözüm süreci yeniden başlayacak
A
a

AKP'li ORSAM Başkanı'ndan MHP'lileri çıldırtacak önemli iddia: Çözüm süreci yeniden başlayacak

ORSAM Başkanı Ahmet Uysal, AKP'nin 2019 yerel seçimlerinin ardından yeninden 'çözüm süreci'ne doğru hamleler yapacağını iddia etti. Yerel seçimlerde AKP'nin MHP ittifakına ihtiyaç duyabileceğini ifade eden Uysal, 'çözüm süreci'ne ilişkin daha erken hamle yapılmamasını "Bunu zora sokacak bir duruma girmek istemez" ifadeleriyle yorumladı.

Barzani'ye yakınlığı ile bilinen Rudaw'a konuşan, AKP'li Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal, AKP'nin Kürtlerle yeniden 'barış masasına' oturacağını ileri sürdü. 

Çözüm sürecinin yeninden başlayacağını ancak AKP'nin MHP ittifakına ihtiyaç duyduğu için 2019 yerel seçimlerinin geçmesini beklediğini belirten Uysal, "Yeni bir barış süreci başlarsa AK Parti kimi muhatap alacak?" sorusunu, "Silahı reddeden ve demokratik yolları benimsyen HDP içindeki bazı gruplar ya da Kürt halkının sahip olduğu sivil toplum kuruluşları muhatap alınabilinir" yanıtını verdi. 

İşte Uysal'a sorulan sorulan ve cevaplardan dikkat çeken kısımlar:

AK Parti’nin Kürt illerindeki sandalye sayısı Halkların Demokrasi Partisi’nden (HDP) daha fazla. Her ne kadar HDP bütün Kürtleri temsil etmiyorsa da AK Parti birinci parti oldu. AK Parti Kürt sorununu nasıl çözmek istiyor?

"AK Parti döneminde Kürt sorununun çözümü için ciddi adımlar atıldı. Eğitim hakları, Kürtçe televizyon gibi. Kürt varlığı eskiden reddediliyordu. Bugün herkes Kürtçe konuşabiliyor, Kürtçe yazıp çizebiliyor. Bu süreç devam edecek. AK Parti modeli bir reform modelidir. Kürt meselesiyle ilgili ana sorunlar çözüldü. Demokrasinin gelişmesi için Kürt halkını da ilgilendiren herkes için var olan sorunlar mevcut. Mesela dini özgürlükler kısıtlandığında çoğunluğu dindar olan Kürt halkı bundan iki kat etkileniyordu. Zaten etnik kimliği tanınmamış bir de dini hakları alındığı için bundan daha fazla etkileniyordu. 28 Şubat sürecinde getirilen dini kısıtlamalar Kürt halkını da etkiledi. Kürt meselesinde parlamento seçimlerinin ardından bir rahatlama olacak" 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim kampanyası sürecinde Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorunun olmadığını söyledi. Erdoğan’ın Kürt sorununa karşı bakış açısı değişti mi, yoksa yapılanları yeterli mi buluyor?

Yok. Erdoğan toplumsal taleplere çok duyarlı bir siyasetçidir. Bu yüzden zaten başarılı oldu. Bir yerde bir sıkıntı, problem ya da proje varsa Erdoğan, bunları uyguladığı için muhalefetin önünde daha başarılı olmuştur. Erdoğan’ın Kürt halkına hem bu seçimde hem de referandumda verdiği destekten dolayı müteşekkir olduğunu düşünüyorum. Erdoğan oluşan toplumsal taleplere duyarsız kalmayacaktır. Açılım süreci devam edecektir. Erdoğan, ana sorun olarak Kürt kimliğinin tanınması ve belli bir özgürlük ve rahatlama yaşanmasından dolayı Kürt meselesindeki temel sıkıntıları çözdüğünü düşünüyor. Ama detaylar çalışılabilir. Bir fırsat var ama bence 2019 yerel seçimlerini bekleyecek. Böyle büyük bir başarıdan sonra sekteye uğramak istemez. Çünkü yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile belki bir ittifak olabilir. Bunu zora sokacak bir duruma girmek istemez. Çünkü yerel seçimlerde hükümetin oyları biraz daha düşük çıkıyor. AK Parti yüzde 40’ın altına düşer ya da çok sayıda belediye başkanlığını kaybederse siyasi olarak meşrutiyeti tartışmalı hale gelir. AK Parti ile MHP ittifakı daha çok batı illerinde etkili oluyor. Kürtlerin çoğunluk olduğu doğu illerinde AK Parti kendi başına yarışıyor. Doğu da çok büyük bir değişim olacağını zannetmiyorum. Aşırı bir milliyetçiliğe de kayacağını tahmin etmiyorum. Daha demokratik bir rahatlama olacak. Kürt meselesinde diğer bir avantaj ise PKK ile güçlü bir mücadele yürütülüyor olmasıdır. PKK ile mücadelede başarılı oldukça Kürt meselesinde daha çok fırsat doğacaktır.

Yeni bir barış süreci başlarsa AK Parti kimi muhatap alacak. HDP’yi mi, PKK’yi mi, AK Parti içindeki Kürt milletvekillerini mi yoksa başka bir kesimi mi muhatap alacak?

Daha önceki barış süreci PKK ile masaya oturup konuşma süreciydi. PKK masayı terketti ve bu süreç başarısız oldu. Abdullah Öcalan, PKK’den silahları bırakıp sınır dışına çıkmalarını istediği halde PKK militanları silahları bırakmak bir yana şehir merkezlerine daha çok silah yığdı. Sonra hendek savaşlarını denediler ama başarısız oldular. Çünkü Kürt halkı bunlara destek vermedi. Bu anlamda bir barış süreci olur mu, bilmiyorum. Ama bir barış sürecinde Kürt halkı muhatap alınacaktır. Ama silahı bir yöntem olarak kullananlarla bir barış süreci başlatılacağını düşünmüyorum. Silahı reddeden ve demokratik yolları benimsyen HDP içindeki bazı gruplar ya da Kürt halkının sahip olduğu sivil toplum kuruluşları muhatap alınabilinir. Bunlarla taleplerin alındığı yeni bir barış ve müzakere süreci başlayabilir. Ama resmi bir tanımlama yapılarak olacağını düşünmüyorum.

Kandil operasyonları devam edecek mi?

Kandil operasyonları devam edecek. Kandil önemli ve PKK için çember daralıyor.

90’lardan itibaren Türk Devleti’nin PKK’ye yönelik operasyonları düşük yoğunlukluydu ancak son dönemlerde saldırılar yoğunlaştı. Kandil’e müdahaleyle PKK’nin sona ereceğine düşünüyor musunuz?

PKK herkesin ortak sorunu. Türkiye’nin de bir iç meselesidir. PKK daha önce Kürt halkını ve köylülerini tehdit ediyordu. Devlet düşük yoğunluklu bir mücadele yürütüyordu. Devlet ya gidemiyordu ya da az gidiyordu. PKK’nin bir hakimiyeti vardı. Bu hakimiyet içerde kırıldı. Türkiye hala Kandil’deki gidiş gelişlerde sorunlar yaşıyor. Kandil temizlendikten sonra PKK’nin Türkiye’ye zarar verebilecek bir merkezi kalmayacaktır. Bu şekilde PKK içerde sorun olmaktan çıkacak belki dışarda sizin sorununuz olacaktır. Herkes kendi bahçesini temizlerse her yer temiz olur.

Türkiye bu temizliği yapıyor ve bu konuda kararlı. Türkiye içinde bu sorunun çözülmesini istemeyen bazı vesayetçi gruplardan dolayı PKK ile yapılan mücadale düşük yoğunluklu yürüyordu. Bunlar PKK ile yeterince mücadele etmiyordu. Siyasi irade vardı ama savaşanların bunu aktif bir şekilde yapması gerekiyordu. Bu cesareti gösteremediler o yüzden PKK hem Kürt halkına hem Türk halkına ciddi zarar verdi. Gülen cemaatinin yapmaya çalıştığı askeri darbe girişiminde Erdoğan’a suikast düzenlemek için İzmir’e giden askerlerin formasında “Terörle Mücadele Hakkari” yazıyordu. Yani terörle mücadele etmesi gerekenler Erdoğan’a suikast planına katılmışlar. Bunlar yukardan gelen emirlerle ve dış etkilerle yeteri kadar mücadele etmediler. Hem askeri vesayet hem de Gülencilerin ağırlığı bitti. Askeri vesayetin bitmesi için bazı kesimler terörün bitmesini istemediler.

PKK ile HDP arasındaki ilişkilere dair savunduğunuz teoride reformun yapılması gerektiğini söylüyorsunuz. Türkiye neden terör ya da PKK sorununu İrlanda örneğiyle çözmek istemiyor?

Batı ülkeleri İrlanda’nın bu sorunu çözmesi için çok ciddi destek verdiler. Ama maalesef hem bölge ülkeleri hem batı ülkeleri Türkiye’yi zayıflatmak için PKK’ye destek verdiler. Bu sorunun çözülmesini zorlaştırıyor. Bu durumda reform mu radikalizm mi? Biri silah tutuyor, biri de sistem içinde parlamentoya giriyorsunuz. Zaten sistem içinde parlamento sistemini destekliyorsunuz demektir. Ama HDP’ye hatta Demirtaş’a PKK bu fırsatı vermek istemedi çünkü bu yöntemi Kürt halkı hatta Türk halkı da Demirtaş’a ciddi destek vermiştir. Yani Kürt siyasetinin demokratikleşmesi ve sistem içinde olması yönündeydi ama ne HDP ne PKK bunu kullanmayarak bu fırsatı kaçırdı. Tabii kendi tercihidir. Demirtaş’ta PKK’nın sözcüsü gibi silahlı siyaseti yöntemi destekleyecek şekildeydi davrandı. Halbuki reform bunların başıydı fakat PKK buna büyük ölçüde müsade etmedi HDP’de buna itiraz etmedi. Demirtaş bence buna itiraz edebilirdi. Çünkü ciddi bir toplumsal desteği vardı. Ve buna itiraz etmediği için İra modeli kolay görünmüyor.

O zaman Türkiye silahla mücadelesi olması gerektiği gibi gider. Ondan sonra da Kürt halkının öncüleriyle ve talepleriyle sürdürür. Zaten demokratik bir yapı olduğu için Erdoğan’ın Kürt halkına küsmesi, kızması da mümkün değil. Gelecek seçimlerde de Kürt halkının desteği olmadan seçim kazanması çok zor o yüzden Kuzey Irak’ta bu Kürt bölgesinde yaşananları az-çok biliyorum. MHP’yle çok yakınlaştı, veya milliyetçi bir çizgiyi benimsedi demek çok zor çünkü Erdoğan’ın o siyasi hesapları seçimden sonra bilebilir yada devam edebilir. Yani Erdoğan’ın Kürt halkına küsmesi mümkün değil, çünkü Kürt halkının sayısı da fazla Türkiye en çok Kürt’ün yaşadığı ülkelerden bir tanesi ve onlardan oy alıyor ve almakta zorunda. Bir sonraki seçimlerde de Kürt halkının desteğini almadan kazanması çok zor. Yani çok şahin bir politika gütmez ve güdemezde bu siyasetin doğasına aykırı olur.   

Bu seçimlerde Kürtler her ne kadar AK Parti’ye fazla destek verselerde, MHP’nin AK Parti’yle ittifak kurmasından dolayı endişeye sahip. Örneğin; Kürtler, MHP’nin AK Parti’nin Kürtlerin haklarına dair atmak istediği adımları engellemesinden endişe ediyor. AK Parti’nin MHP’nin etkisinde kalacağına inanıyor musunuz?

Etkisi altına girmez. Çünkü dediğim gibi AK Parti yüzde 52 güçlü bir oy MHP’de hükümette yer almama iradesi var. Bakanlık istemiyor. Parlamentoda ise AK Parti’nin oyu yüzde 50’ye çok yakın. Bence konu bazlı ele alınacaktır. Amerikan Parlamentosu’nda olduğu gibi milletin istediği bir konuysa HDP’den ya da diğer partilerden sessiz kalınacağını sanmıyorum. MHP destek vermeyebilir ama diğer partiler destek verecektir.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ