Şok bilgi: NATO'nun Türkiye'yi işgal planını Erdoğan onayladı mı

Gündem 27 Mart 2019 11:45
Videoyu Aç Şok bilgi: NATO'nun Türkiye'yi işgal planını Erdoğan onayladı mı
A
a

Şok bilgi: NATO'nun Türkiye'yi işgal planını AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan onayladı mı

Emevi camiinde namaz kılma hayali olan Ahmet Davutoğlu döneminde, Başbakanlık’ta Davutoğlu ile birlikte çalışan Ömür Çelikdönmez, Dik Gazete'de "Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun Türkiye’yi işgalini yasallaştıran teklifi nasıl onayladı?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ YASALARINA GÖRE MÜMKÜN”

Çelikdönmez yazısında, yerel seçimin konusu olan beka tartışmalarına değindi ve “En temel beka sorunu NATO kuvvetlerinin Türkiye’yi işgal etmesi” dedi. Çelikdönmez şunları kaydetti:

“Strateji uzmanlarına göre NATO üniformalı Amerikan askeri varlığının yani ABD ordusunun; bütün ağırlığıyla ucu açık bir zaman diliminde görünürde Türkiye’nin güvenliğini sağlamak amacıyla Türk topraklarına yerleşmesi, diğer bir ifadeyle işgali, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre mümkün.

Evet, beka sorunu var ve ne yazık ki türkü sözünde geçen ‘Kendim ettim, kendim buldum’ ifadesiyle örtüşüyor.”

“NATO ASKERLERİNİN İSE TÜRKİYE'DE ‘TBMM KARARI' OLMADAN KONUŞLANDIRILMASINA’ İZİN VERİLİYORDU”
“NATO’nun Türkiye’yi işgal teklifini kim verdi, nasıl verdi?”
 diye soran Çelikdönmez şöyle devam etti:

“Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Başbakanlıktan azli sonrası, 24 Mayıs 2016'da Başbakan olarak göreve başlayan Binali Yıldırım, bir gün sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ilk kez Bakanlar Kurulu'na, bir sonraki gün ise MGK'ya katıldı.

Mevlüt Çavuşoğlu’na bağlı Dışişleri Bakanlığı, bu MGK'da Bakanlar Kurulu'na bir NATO teklifi sundu. Sunulan ilgili teklif, daha önce Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde hazırlanmıştı. Davutoğlu hükümetinin de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ydu.

Bakanlar Kurulu, teklifi 30 Mayıs'ta karara bağladı. Teklif, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunuldu ve onaylamasıyla 1 Haziran 2016'da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Trajedi işte böyle başladı. 5 bölüm halindeki 24 maddeden oluşan karar ile ‘Türk askerlerinin yurt dışında; NATO askerlerinin ise Türkiye'de ‘TBMM kararı' olmadan konuşlandırılmasına’ izin veriliyordu.

Karar, ‘Ülkede kaos çıkması durumunda, ‘çatışmayı önlemek' maksadıyla NATO'nun ‘Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’ni hiçbir izne ihtiyaç duymadan 48 - 72 saat içinde bölgeye göndermesinin’ önünü açıyordu.”

“5 BİN KİŞİLİK TUGAYI 48 SAAT İÇİNDE İSTEDİĞİ YERE İNDİRME HAKKI ELDE ETMİŞTİ”

 Ömür Çelikdönmez yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Önü açılan sadece NATO’nun asker göndermesi değildi. Hakikaten ‘İslamcı muhafazakarlar’ın dillerinden düşürmedikleri ‘Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es’ şiirinde ifade edilen, Türkiye’nin güvenlik duvarında gedik değil koca ve uzun bir koridor açılmıştı.

Daha da önemlisi bu müdahale için TBMM'den onay beklenilmesi halinde, sürecin ‘tehlikeli’ şekilde uzaması ihtimaline binaen, Meclis devre dışı bırakılmıştı.

NATO bu kararla kara, deniz ve hava personelinden müteşekkil 5 bin kişilik tugayı 48 saat içinde istediği yere indirme hakkı elde etmişti.

Bu karara göre NATO; 5 ile 7 gün içinde 10 bin kişilik iki tugay daha gönderebilme hakkına sahipti. Türkiye'de bir çatışma çıksa, Suriye veya Irak'tan Türkiye'ye kaosa yol açabilecek bir saldırı gelse, 5 gün içinde 15 bin ‘Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’ de NATO kararıyla gelebilecekti.”

BU GELİŞMELERİN 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDEN 45 GÜN ÖNCE GERÇEKLEŞMESİYDİ”

“İlginç olan tüm bu gelişmelerin 15 Temmuz darbe girişiminden 45 gün önce gerçekleşmesiydi” diyen Ömür Çelikdönmez yazısını şöyle sürdürdü:

“Neredeyse, 20 Ekim 1927’de Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Sesleniş’inde belirttiği, ‘İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.’ öngörüsünü doğrular bir tablo oluşmak üzereydi.”

“KARARGÂHINDAN YOLU GEÇEN PEK ÇOK TÜRK ASKERİ VE İSTİHBARAT YETKİLİSİ VAR”

Yazısında “15 Temmuz hain darbe girişimi, NATO’nun Türkiye’yi işgal provası mıydı? Böyle olduğunu düşünenlerin sayısı hayli fazla. 15 Temmuz darbe girişimi Türk devletinin Atlantik çizgisinden Avrasya çizgisine geçişine verilen küresel bir tepkiydi” diyen Ömür Çelikdönmez ayrıca şunları kaydetti:

“NATO Süratli Reaksiyon Kolordusu ARRC birkaç bölgede konuşlu. Bu karargâhlardan birisi de İstanbul’da.

Allied Rapid Reaction Force (ARRC) ve commander ace rapid reaction corps - Avrupa Müttefik Komutanlığı Süratli Reaksiyon Kolordu Komutanlığı ile NATO Süratli Reaksiyon Kolordusu Karargâhından yolu geçen pek çok Türk askeri ve istihbarat yetkilisi var.

ABD’nin dünyada barış ve istikrarı desteklemesine yardımcı olan stratejik konumunu muhafaza edebilmek için, avantajlardan yararlanan ve asimetrik zayıflıklara karşı koruma sağlayan yeni kavram, yetenek, insan ve organizasyon birleşimleri vasıtasıyla askeri rekabet ve işbirliğinin değişen özelliklerine şekil verdiği yeni süreçte PENTAGON’un kullandığı araç, hiç şüphesiz ki NATO.”

“İSTANBUL AYAZAĞA’DA KONUŞLU 3. KOLORDU KOMUTANLIĞI BU KOLORDULARDAN BİRİ”

“ARRF: NATO Süratli Reaksiyon Kuvvetleri” hakkında bilgi veren Çelikdönmez, şöyle devam etti:

“Bu yeni konsept; NATO’nun 2010 Lizbon Zirvesi’nde görüşüldü ve 2011 NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda da onaylandı. NATO’nun Yeni Komuta Yapısı’nın ana unsurlarından olan NATO Kara Komutanlığı, 2012’den itibaren İzmir’de faaliyetlerine başladı.

Tam Harekât Kabiliyeti’ne 2014 tarihinde ulaşıldı. Böylece NATO’nun Yeni Kuvvet Yapısı da buna uygun olarak yeniden şekillendi ve sekiz adet ‘İntikal Edebilir Yüksek Hazırlık Seviyeli Kolordu’ kuruldu.

Kara Unsur Komutanlığı bünyesinde NATO Reaksiyon Kuvvetleri oluşturuldu.

İstanbul Ayazağa’da konuşlu 3. Kolordu Komutanlığı bu Kolordulardan biri.

12 ülkeden 53 yabancı personelin de görev yaptığı 3. Kor. K.lığı, 2002 yılında Tam Harekât Yeteneği’ne kavuşunca, 2003’te NATO Konseyi tarafından ‘NATO Yüksek Hazırlık Seviyeli Kuvvet’ olarak tescillendi.

Yargılandığı davada ‘Şimdi kuvvet bizde değil, ama hak bizimdir.’ sözüyle ismi hafızalara kazınan Em. Org. Ergin Saygun’un kaleme aldığı ve Kaynak yayınlarında neşredilen ‘Türk Ordusuna Balyoz’ isimli kitapta ‘O tarihte 3.Kor.K.lığı görevine atandığımda bana Kor. Karargâhı’nın NATO’nun yeni konsepti olan ‘Yüksek Hazırlık Dereceli Karargâh’ hâline getirmem emredildi’bilgisi yer alıyor.

O tarihlerde Kor. K. Yrd.lığına Polonyalı bir Tümgeneral, İdari Yar. Başkanlığa ise bir Alman Tuğgeneral komuta ediyordu.

Kolordunun emir komutasına birlik olarak, bir İngiliz tümeni, bir İspanyol tümeni, bir Yunan Tümeni ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden bir zırhlı tümen verilmişti.

Kolordunun muharebede, Esas Komuta Yeri Babaeski, Geri Komuta Yeri Lüleburgaz, Geri Destek Komuta Yeri ve Kabul Hava Limanı Çorlu, Taktik Komuta Yeri Kırklareli güneyi olup, birbirlerine ses, data, mesaj, görüntü imkân ve kabiliyetli bilgisayar ağıyla donatılmış olarak Trakya’ya yayılmıştır.

Şimdi anladınız mı bütün darbe planlarını bozan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın, Türkiye’nin kaderini nasıl değiştirdiğini?”

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ