Ümit Kocasakal ''Atatürk'ün askeriyim'' dedi aday oldu!

Gündem 17 Ocak 2018 13:48
Videoyu Aç Ümit Kocasakal ''Atatürk'ün askeriyim'' dedi aday oldu!
A
a

CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu resmen açıkladı.

CHP’nin 3-4 Şubat günü yapılacak 36. olağan kurultayında genel başkanlık için İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Ümit Kocasakal'ın adı geçiyordu. Kocasakal'ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına, Genel Başkan adayı olarak çıkacağı konuşuluyordu.

"MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ" SLOGANLARI ATILDI

CHP’deki genel başkanlık yarışına ilişkin tartışmalar bugün yanıt buldu. Kocasakal Taksim’deki bir otelde düzenlediği basın toplantısında CHP Genel Başkanlığına adaylığını açıkladı. Kocasakal'ın toplantısı "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganlarıyla sık sık bölündü.

Kocasakal'ın konuşmasından satır başları:

"OY VERMEYE TIPIŞ TIPIŞ DEĞİL KOŞA KOŞA GİDİLECEK"

"Öncelikle yurdun dört bir yanından buraya gelen gönül dostlarına, Atatürk ve Cumhuriyet sevdalılarına teşekkür ediyorum. Beni bilirsiniz, ben çok kağıttan bir şey okumayı sevmem ama bu önemli bir açıklama. Daha iyi aktarılması için görüşlerimi aktaracağım, özellikle basınımızın hoşgörüsüne sığınıyorum. Bu anlamda açıklamalarıma girmek istiyorum; Çıkış noktam şu; oy vermeye tıpış tıpış değil koşa koşa ve heyecanla gidilecek. Özüne, kimliğine, fabrika ayarlarına geri dönen bir CHP. Bundan sonra da bu sloganı kullanacağım; Kurtuluş kuruluştadır.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN GENEL BAŞKAN OLMASINI SAĞLAMAK ADINA ADAYIM

Tüm bu nedenlerle; ben kendi adıma Ümit Kocasakal olarak değil, milyonlarca Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı adına, partisini özleyenler adına CHP Genel Başkanlığı'na adayım. Kişi değil, fikir adayıyım. Bu zor dönemde siyasetin sıkıştığı bir ortamda CHP'nin başına manen ve fikri olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün genel başkan olmasını sağlamak adına adayım."

“GEREKEN DELEGE SAYISINA ULAŞIP ULAŞAMAYACAĞIMI BİLMİYORUM”

Ben tarihsel görevimin kendimce en önemli kısmını, cumhuriyete gönül vermiş çok sayıda yurttaşımın benden beklentilerini yerine getiriyorum ve müsterihim. Bundan sonrası ise sadece bana bağlı olmayıp; delegelerimizin, tüm üyelerden oluşan örgütümüzün, tabanın, seçmenin, toplumun halkın alacağı tutuma, göstereceği tavra bağlıdır. Hayal kurmuyorum. Siyasi Partiler Kanundan hareketle genel olarak siyasi partilerin, buna bağlı olarak da Partimizin yapısını bilmekteyim. Aday olabilmek için gereken delege sayısına ulaşıp ulaşamayacağımı da bilmiyorum. Bilinsin ki şahsi bir amaç ve koltuk peşinde olmadığım için bunun pazarlığında ve hesabında da değilim. Benimkisi bir fikir ve vicdan haykırışı ve isyanıdır. Partimizin sahipsiz olmadığını gösterme arayışıdır. Elbette yeterli delege destek verirse ben de Kurultay’da demokratik hakkımı kullanarak Partimizle ve Türkiye’yle ilgili düşüncelerimi dile getirebilme fırsatı bulurum.

GENEL BAŞKAN SEÇİMİ İÇİN YENİ ÖNERİ: TÜM ÜYELER OY KULLANSIN

Dediğim gibi bu benim şahsi meselem olmayıp herkesin sorumluluk alması halinde devamı gelebilir. Ama ben delegenin de bu gidişe sessiz kalmayacağını, tabanın ve toplumun sesine kulak vereceğini, tarihsel sorumluluğunu yerine getireceğini umuyor, buna inanıyorum. Hatta Siyasi Partiler Kanunu bakımından bir engel olmamakla, bu seçimin 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle kayıtlı tüm üyelerin katılımı ile yapılmasını, hem Türkiye’ye örnek olacağı hem de delegenin üzerindeki bu ağır yükü alacağı inancıyla öneriyorum.

Benim yitireceğim şahsi bir şeyim yok. Kaldı ki hiç bir şahsi kayıp vatanın ve Cumhuriyetin kaybedilmesinden daha ağır olamaz. Eğer bu değerlendirmelerime iştirak edilmiyorsa ve her şeyin yolunda olduğu, bu yapısıyla Partimizin iktidar olacağı (ki bunu yürekten isterim) düşünülüyorsa buna da saygı duyarım. Ancak bilinmelidir ki bu yolda birilerinin kazanıp birilerinin kaybetmesi yoktur. Herkesin kazanacağı veya herkesin kaybedeceği bir süreçle karşı karşıyayız.

Zamanı değil diyenler var. Peki o zaman ne zaman? Kazanamazsın diyenler var, kazanmaktan ne anladığınıza bağlı. Her durumda ben başaramasam bile belki benden sonrakilerin başarabilmesinin yolunu açmış olur veya buna bir nebze de olsa katkı sağlamış olurum. Birilerinin ileri sürdüğü gibi bir “risk” aldığımı da düşünmüyorum. Çünkü vatan için göze alınan her bedel, insanın ülkesi için alacağı her şey “risk” değil görevdir. Yine birilerinin iddia ettiği gibi siyasi bir “yatırım” da yapmıyorum. Ben yatırımcı, iş adamı veya “brooker” olmadığım gibi, mükemmel bir eşe, mükemmel çocuklara, öğrencilere, dostlara, pek çok insanın karşılıksız sevgi ve saygısına sahip bir kişi olarak zaten kendimi dünyanın en zengin insanı olarak görüyorum. Bireysel yaşamından son derece memnun ve mutlu bir kişi olarak da böyle bir “yatırım” ihtiyacı içinde değilim. Benim bütün derdim ülkemdir. Siyaseti ülkeye hizmet olarak değil, şahsi zenginleşme ve mevki edinme yeri olarak görenlerin bunu anlayamaması ve her şeye “yatırım” gözüyle bakmasını da yadırgamıyorum.

Şimdi şahsıma nerelerden hangi tür saldırıların geleceğini, sosyal medya trolleri ve tetikçilerinin hareket geçirilmesiyle nasıl topyekun saldırıya geçileceğini, türlü hakaretlerin, asılsız iftira ve ithamların yöneltileceğini çok iyi biliyorum. Bu kişileri yurttaşlarımın ve varsa kendi vicdanlarına havale ediyorum. Partinin ve ülkenin menfaatleri için her türlü bedeli ödemeye de hazırım. Ne yazık ki bana saldırarak bu gerçeklerin üzerini örtmek mümkün değildir. Herkes eteğindeki taşı döksün, bu maskeli balo artık bitsin. Keşke bana saldırarak sorunlar hallolsa. Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. Önemli olan bunu testi kırılmadan yapmaktır.

Yine biliyorum ki bana yapılacak saldırılarda “Gün ayrışma günü değil, birlik zamanı”, “partiyi bölüyorsun” gibi sözler sarf edilecek. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin özüne dönmesinin önünü tıkayan, başarısızlığa kılıf hazırlayan, demokratik bir mücadele ve dönüşümü engelleyen ve bu açıdan “susturucu” gibi kullanılan bu sözlerin artık geçerliliği de yoktur, gerçekliği de. Birlik ilkelerde ve düşüncede olur. Birlik olmak, partinin ilkelerini, tüzel kişiliğini zedeleyen, programını çiğneyen eylem ve söylemlere, gitgide erimesine göz yummak değildir.

Ben her şeyimi bu ülkeye, Cumhuriyete borçluyum. Bu nedenle herkesin çok iyi bildiği ama çeşitli sebeplerle yüksek sesle söyleyemediği hususları dile getirmeyi partime, ülkeme, milletime ve her şeyimizi borçlu olduğumuz Ulu Önder Atatürk’e ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize karşı bir görev saymaktayım. Sonuçları ile de yüzleşmeye ve katlanmaya hazırım. Çünkü başka Türkiye yok.

Ben esasen Cumhuriyet Halk Partisi’nin vatansever, anti emperyalist, Cumhuriyetçi gerçek tabanına, delegesine, seçmenine, halka sesleniyorum: Lütfen ayağa kalkınız, partinize ve ülkenize sahip çıkınız. Lütfen hepiniz birer Mustafa Kemal olunuz. Bu tespitlerime katılıyorsanız lütfen kendi takdir edeceğiniz yollarla altına imzanızı atınız, gereğini yapınız. Yapınız ki yeni bir Kuvvayı Milliye hareketi başlasın. Sessiz ve tepkisiz kalmayın, kaderinize boyun eğmeyin, geleceğinizi siz yaratın. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakalım.

ADAY OLMAK İÇİN 10 DELEGEDEN BİRİSİNİN DESTEĞİNİ ALMAK ŞART

CHP tüzüğüne göre başkanlık yarışına girmek isteyenlerin, toplam delegenin yüzde 10’unun imzasıyla yani 120’den fazla delegenin desteğiyle başvurusu gerekiyor.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ