Yandaş medya sinyal verdi: Barışacaklar!

Gündem 16 Kasım 2017 18:16
Videoyu Aç Yandaş medya sinyal verdi: Barışacaklar!
A
a

Hükümet medyasında çarpıcı sinyaller: "FETÖ çözüm süreci" mi başlatacaklar

Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız 31 Ekim tarihinde "FETÖ üyeliğinden tutuklananlara tahliye yolu mu açılıyor" başlıklı bir yazı kaleme aldı.  

Gazeteci Yıldız “Bu acı gerçeğe rağmen siyasiler ve yetkililer, 'kandırıldık' diye kenara çekilirken, fatura ilgili ilgisiz toplumun her kesimine kesildi. Nihayetinde öyle bir noktaya gelindi ki, gidişata iktidar mensupları ve AKP seçmenleri de tepki göstermeye başladı” dediği yazısında; Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin "FETÖ üyeliği" hakkında verdiği kararı aktarmıştı.

Yargıtay kararında “Niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir” tespitinde bulunmuştu.

Yargıtay’ın kararı çok konuşuldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin FETÖ üyeliği konusunda aldığı kararla ilgili olarak da, "Ben bu kararı eleştiriyorum. Örgütle mücadelenin devam ettiği bu süreçte, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararının doğru olmadığını düşünüyorum" dedi. 

FETÖ davaları üzerinden tartışmalar devam ederken, medyada da dikkat çeken yazılar yayımlandı. 

“YENİ BİR TOPLUMSAL MUTABAKAT YAPALIM”
Sürecin en dikkat çeken yazılarından birini ise hükümete yakın Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak kaleme aldı. Albayrak “Gelin, yeni bir toplumsal mutabakat yapalım” başlıklı köşesinde, gelişmiş bir toplumsal barıştan bahsetmenin mümkün olmadığını belirtti.

FETÖ’yü bertaraf etmenin “asrın İstiklal Mücadelesi” olduğunu belirten Albayrak “Ancak, kriterlerin yanıltıcı etkileri ve FETÖ’nün yoğun manipülasyonları bu mücadeleyi zorlaştırdı, iç barışı zedeleyen yeni travmalar oluşturdu. Bu ulusal mücadelede devletin ve milletin yanında yer alması gereken muhalifler ise ucuz istismar yöntemini tercih etti” dedi.

“HER ŞEYİN ‘MEŞRU’ OLDUĞU BİR DÖNEMDE…”

“Yeniden bir toplumsal mutabakat zamanıdır” diye yazan Albayrak “Toplumsal risklerimizi yeniden tarif etmeli ve herkes duruşunu buna göre güncellemelidir. FETÖ ile mücadelede toplumsal desteği zedeleyen istismar gerekçeleri ortadan kaldırılmalıdır. Her şeyin ‘meşru’ olduğu bir dönemde çocuğunu FETÖ okuluna veren veli, turizm şirketlerinin talebi doğrultusunda Asya Finans’a para yatıran umreci, mazbut bir yer aradığı için yurtlarında kalan öğrenci istenirse ‘FETÖ’cü’ ilan edilebiliyor. Hâlâ deşifre olmamış hakim ve savcıların, bu tür kriterlerle yaptığı ‘meşru manipülasyonlar’ yargıya güveni de zedelemektedir. Yargıtay’ın, Burdur’daki bir davaya ‘Sempati duymak FETÖ üyeliği için yeterli değildir’ gerekçesiyle verdiği bozma kararı ve bazı bilirkişi ve hukukçuların, ‘ByLock programına yönlendiren uygulamalar’ gibi uyarıları dikkate alınarak ‘gerçek FETÖ’cülerin’, daha güçlü bir irade ile yargılanması sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

“TOPLUMSAL MUTABAKATIN DİBİNE DİNAMİT KOYAN MENFAATÇİLER DE AYIKLANMALIDIR”

Star yazarı Albayrak yazısını şöyle noktaladı:

“Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milli mutabakat için attığı adımlar, bağlamından koparılarak istismar malzemesi yapılmamalıdır. Ayrıca, siyasi gücünü kişisel çıkarları için kullanarak toplumsal mutabakatın dibine dinamit koyan menfaatçiler de ayıklanmalıdır.”

“BAZI MAĞDURİYETLERE SEBEP OLACAĞINDA ŞÜPHE YOKTU…”

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman da “Mağdurlar da var ama…” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Karaman 15 Temmuz darbe girişiminden bahsettikten sonra “Kendilerine yönetim sorumluluğu emanet edilmiş olan iktidarın bir daha böyle bir felaketin başımıza gelmemesi için azami tedbir ne ise onu alması kaçınılmaz hale gelmiştir. İşte bu sebeple iktidar, bu felakete sebep olanları etkili mevkilerde ve durumlarda tutmanın, uzun zaman isteyen soruşturmalardan ve muhakemelerden sonra suçu sabit olanları cezalandırmanın tedbirsizlik olacağına karar verdi; önce şüphelileri tesirsiz konuma getirmeyi (açığa alma, ihraç, tutuklama gibi tedbirler almayı), gerekli inceleme, araştırma ve icap ediyorsa muhakemeden sonra suçsuz olanların haklarını vermeyi tercih etti. Bu tercihin bazı mağduriyetlere de sebep olacağında şüphe yoktu; ama kamu yararı, ülke ve toplum varlığının tehlikeye atılmaması zorunluluğu bireylerin zarar ve mağduriyetinden önce geliyordu” ifadelerini kullandı.

“GERİ DURMAK VİCDANSIZLIK OLUR”

Köşesinde “Tedbir gereklidir ama geciken adalet de adalet değildir” diyen Karaman şunları yazdı:

“Ateş düştüğü yeri yakar; gerçekten bu cinayet grubu ile bağlantıları ve belli bir tarihten sonra onlara destekleri olmadığı halde ya iftiraya dayalı jurnallerle veya başkaca sebeplerle açığa alınmış, ihraç edilmiş, tutuklanmış kimseler vardır ve bunların durumuna üzülmemek, bir an önce hürriyet ve haklarına kavuşmalarını istememek, bunun için yapılabilecek bir şey varsa bunu yapmaktan geri durmak vicdansızlık olur. İlgililer ve sorumlular iki şeyi acilen yapmalıdırlar:

1. Jurnalcilerin, suçladıkları ve haklarında belge düzenledikleri kişiler ile geçmişteki ilişkileri de incelenmelidir.

2. Dosyalarına göre suçluluk ihtimalleri zayıf veya suçları sabit olması halinde hafif olanlar adli kontrol şartıyla tahliye edilmelidirler. Bunun için de özel komisyonlar bir ön inceleme yapmalıdırlar.”

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU